pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 SURELERİN FAZİLETLERİ: Eylül 2020

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Sayfalar

10 Eylül 2020 Perşembe

NAS SURESİNİ, OKUYAN, SİHİRDEN, KORUNUR

NAS SURESİNİ, OKUYAN, SİHİRDEN, KORUNUR
Cenabı Peygamber Efendimiz ,İhlas ve Muavvizeteyn'leri okuyarak bu sureler ile kendilerine sihir yapan kadının şerrinden Allah Teala'ya sığınırlardı ve sureyi ümmetine de okumaları için emrederlerdi.Resulü Ekrem'in bu sureler hakkındaki bazı ehadisi nebeviyyeleri şunlardır:Ukbete b.Amir diyor ki:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Resulü Ekrem her namazın arkasından "Muavvizatı" okumamı bana emir buyurdular."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Allah Teala misli hiç bir kitapta görülmemiş ayetleri bana indirdi.Bunlar"Kul euzü birabbil felak" ve "Kul euzü birabbinnas" sureleridir."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Muavvizeteyn'leri okuyan sanki Cenab-ı Ecelli Ala'nın indirdiği bütün kitapları okumuş gibi ecre nail olur."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
"Muhakkak insanlar "Kul euzü birabbik felak" ve "Kul euzü birabbinnas"ın misli gibi başka bir dua ile Cenab-ı Allah'a sığınamazlar."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
"Resulü Ekrem Efendimiz bir rahatsızlık hissettiği zaman ve her gece yatağına yatacağı vakit bu üç sureyi okuyup mübarek ellerine üfleyerek elleri ile mübarek baş ve yüzlerinden başlayarak aşağıya doğru mesh eder ve bunu üç defa yaparlardı."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
"Ya Ukbe sana insanların okuduğu en hayırlı iki sureyi haber vereyim mi?Haber ve Ya Resulüllah dedim.Bunun üzerine bana "Kul euzü birabbil felak",Kul euzü birabbinnas" ı okuttu ve Ya Ukbe bunları yattığın ve kalktığın vakit oku" buyurdu.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Her kim Cuma namazından sonra Sure-i İhlas ve Muavvizeteyn'leri yedişer defa okursa,diğer Cuma'ya kadar Cenab-ı Ecelli Ala'nın muhafazası altındadır."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Sabah ve akşamları Sure-i İhlas ve Muavvizeteyn'leri üçer defa oku,bunlar senden bütün belaları,afatları,sıkıntıları,kederleri ve senin istemediğin şeyleri giderir."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Bir kimse geceleyin Muavvizeteyn'i okursa bütün eşya:"Ey Allah'ım,onu şerrimizden koru,derler."
"İki sureyi çokça okuyun,onlarla Allah Teala sizi dar-i ahirette faydalandıracaktır.Muavvizeteyn kabri nurlandırır,şeytanı reddeder,sevapları ve dereceleri arttırır,mizanda ağır gelir ve sahibini cennete götürür" buyurmuşlardır.
Ayrıva büyü yapılan ve hasta olan kimseler üzerine şu şekilde okunur:Muavvizeteyn ve İhlas,kırk bir gün,kırk birer defa sabah namazından sonra hasta üzerine okucaktır.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Resulü Ekrem Efendimiz,cinden ve fena gözden Allah'a sığınırlardı.Nihayet Muavvizeteyn sureleri inince ,bu iki sure ile Allah Teala'ya sığınmaya başladı,diğerlerini terk etti."
"Ey Ukbe,bu gece indirilen ayetleri görmedin mi?Onların benzeri katiyyen görülmemiştir.Onlar Felak ve Nas sureleridir."

FELAK SURESİNİ OKUYAN, HASETCİLERİN, ŞERRİNDEN KORUNUR

FELAK SURESİNİ OKUYAN, HASETCİLERİN, ŞERRİNDEN KORUNUR
Felak Suresinin Sırrı Havası ve Faziletleri
FELAK süresini, her namaz sonunda üç kere okuyan kimse, semavi belalardan ve dünya kazalarından emin olur.
Ukbe bin Âmir el-Cühenî (Radıyallahü Anh)’den rivayetle Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem,) buyurdu ki:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
-HADİS: “Allah bana benzeri görülmemiş ayetler indirdi” ve sonuna kadar Nas ve Felak surelerini okudu.”(1)
Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Ukbe bin Amir (Radıyallahu Anh)’e şöyle buyurdu:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: -“Ey Ukbe! Şüphesiz sen Kuran’dan, Allah’a, Felak suresinden ne daha sevimli, ne de O’nun katında gayeye daha ulaştırıcı olan hiçbir sure asla okuyamazsın.”(2)
Rivayet Edildi ki:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Beş vakit namazdan sonra Felak suresini 3 kere okuyan kişi, semavi belalardan ve dünyevi kazalardan korunur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Okumaya devam etmek, hasetçilerin hadesini engeller.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Okumaya devam eden kimseye Allah’u Teala kolay yoldan rızık nasip eder. İnsanların hasedinden, her türlü şer ve kötülüklerden muhafaza eder.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Bir kimse sabah akşam üçer defa İhlas Suresi, Felak ve Nas Surelerini okursa, Allahü Teala o kimseyi cin ve insan şerlerinden korur. Ayrıca blea ve musibetlere karşı da koruma altına alır. Hiçbir kötü kişi ona kötülük yapamaz.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Son nefesini vermekte olan kimseye bu sure okunursa ruhu bedenden rahatça ayrılır. Yatağa girerken okuyan kimse, cin ve şeytanların şerrinden kurtulur. Vesvesesiz, korkusuz bir uyku uyur.
Sihir ve büyüyütesirsiz hale getirmek ve şeytandan korunmak için Felak ve Nas sureleri 41’er defa okunmalıdır.
Yüce Allah buyuruyor:
AYET: (Ya Muhammed!) De ki: Yarattığı varlıkların şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen (büyücü) lerin
şerrinden ve hasetlik yaptığı zaman, hased edenin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım. (Felâk Sûresi)
AYET: (Ya Muhammed!) De ki: İnsanların gönlüne vesvese veren, (Allah anılınca) geri çekilip sinen, cin ve insan şeytanlarının şerrinden, insanların Rabbine, insanların Melikîne ve insanların İlâhına sığınırım. (Nâs Sûresi)
Felâk ve Nâs Sûreleri “Kul” (söyle) emrinden sonra Eûzü (sığınırım) ile başladığı için bu iki sûreye iki muavviz (iki sığındırıcı) anlamında Muavvizeteyn denir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhü diyor ki:
Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muavvizeteyn (Felâk-Nâs) gelinceye kadar, cinlerden ve insanların göz değmesinden (çeşitli dualarla) Allah’a sığınırdı. (Felâk-Nâs) gelince bunlarla Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî – İbni Mâce)
Bizler de Felâk Sûresi ile;
“Yarattığı varlıkların şerrinden” Arının balı ve iğnesi, gülün çiçeği ve dikeni olduğu gibi melekler hâriç her varlığın hayrı da şerri de vardır. Bizler varlıkların hayrından yararlanıp şerrinden,
“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden” Gün ışığında gizlenip gecenin karanlığında ortaya çıkan her çeşit zararlı varlıkların ve cinlerin şerrinden,
“Düğümlere üfleyen (büyücü) lerin şerrinden” Cinci, büyücü ve bakıcı denilen sapıkların ve onların kapılarını aşındıranların şerrinden,
“Hasetlik yaptığı zaman, hased edenin şerrinden” Hased (kıskanç) kimselerin, kıskançlıkla baktıkları zaman gözlerinden çıkan zararlı ışınların
şerrinden,
“Tan yerini ağartan Rabbe” yani koskocaman dünyayı oyuncak bir top gibi kendi ekseni etrafında döndüren ve gecenin karanlığını giderip tan
yerini (doğu ufkunu) aydınlatan Yüce Rabbimizin sonsuz ve sınırsız kudretine sığınalım.
Ve Nâs Sûresi ile;
“İnsanların gönlüne vesvese veren, (Allah anılınca) geri çekilip sinen, cin ve insan şeytanlarının şerrinden” cin asıllı şeytanlar gönlümüze girip vesvese denilen sessiz fısıltıları ile îmanımızı çalmaya ve bizi kuşku, evham bataklıklarına atmaya çalışırlar. Şeytanlaşan insanlar da söz ve yazıları ile kafamızı karıştırmaya, geleceğimizi karartmaya ve îmanımızı çalmaya çalışıyorlar. Bu nedenle cin ve insan şeytanlarının şerrinden, insanların ve bütün âlemlerin Rabbi, Meliki (tek egemeni) ve gerçek ilâhı olan Yüce Allah’a sığınalım ve Felâk, Nâs Sûrelerini çok okuyalım.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? (Sığınma açısından) Onların misli görülmemiştir. (Onlar) “Kul eûzü birabbil-felâk ve Kul eûzü birabbin-nâs” dır. (Müslim – Tirmizî)
İnsanların uzun araştırmaları ve deneyimleri sonucu en modern fabrikalarda
ürettikleri gıda ürünleri, süt, bal ve yumurta gibi doğal gıdalara benzemediği gibi, kuşkusuz insanların sözleri de Allah’ın âyetlerine benzemediğinden, Cinlerin, şeytanların, büyücülerin ve bütün varlıkların şerrinden korunmak için Felâk ve Nâs Sûrelerini çok okuyalım, yakınlarımıza ve yavrularımıza da okutalım.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Âişe radıyallahu anha diyor ki:
Peygamberimiz her gece yatacağı zaman iki avucunu birleştirip, Kul hüvallahu ehad, Kul eûzü birabbil-Felâk ve Kul eûzü birabbin- Nâs’ı okuyup (avucuna) üflerdi. Sonra başından ve yüzünden başlayıp ellerinin eriştiği yere kadar her tarafını sıvazlar ve bunu üç defa tekrarlardı. (Buhârî)
Bir kimse yatacağı zaman bu üç sûreyi okuyup avucuna üflerse ve sonra Peygamberimizin yaptığı gibi başından ve yüzünden başlayıp bedeninin her tarafını sıvazlarsa sabaha kadar Allah’ın koruması altındadır. Eğer sabah namazından sonra aynı işlemi yaparsa, akşama kadar Allah’ın koruması altındadır.

İHLAS SURESİ OKUMAK, KURANIN ÜÇTE BİRİNİ, OKUMAYA DENKTİR

İHLAS SURESİ OKUMAK, KURANIN ÜÇTE BİRİNİ, OKUMAYA DENKTİR
İhlas Suresinin Meali
İhlâs ne demektir? İhlâs diğer adıyla Kul hüvellahü ehad sûresinin mealini yazımızda okuyabilirsiniz...
İhlâs sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 4 âyettir. İsmini, İslâm dininin esasını teşkil eden tevhîd akîdesinin veciz bir ifadesi olan “İhlâs” sözünde alır. İhlâs, “dini hâlis yapmak, şirk bulaşıklarından temizlemek ve sadece Allah’a kulluk etmek” demektir. Surenin kaynaklarda tespit edilen yirmiden fazla ismi vardır. Yaygın isimlerinden biri قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ (Kul hüvellahü ehad)dır. Ayrıca اَلصَّمَدُ (Samed), اَلتَّوْح۪يدُ (Tevhîd), اَلأسَاسُ (Esâs), اَلتَّجْر۪يدُ (Tecrîd), اَلنَّجَاةُ (Necât), اَلْوَلَايَةُ (Velâyet), اَلْمُقَشْقِشَةُ (Mukaşkışe), اَلْمُعَوِّذَةُ (Muavvize) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 112, iniş sırasına göre ise 22. sûredir.
İHLAS SURESİNİN MEALİ
İhlâs sûresi, 4 âyettir.De ki: O Allah birdir.
Her şey o Allah’a muhtaçken O hiçbir şeye muhtaç değildir.
O, doğurmamış ve doğmamıştır.
Hiçbir şey O’na denk değildir.
İHLAS SURESİNİN FAZİLETLERİ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolculuğa çıktığı zaman şöyle buyururdu: “Sizden herhangi bir kimse bir gecede Kur'an’ın üçte birini okumaktan aciz midir?” Ashabı Kiram (Radiyallahu Anhüm): “ Kur'an’ın üçte birini nasıl okuyabilir(iz)” diye sordular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kul hüvallahü Ehad üçte birine denktir.” (1)1- Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsafirin 259; Tirmizi, Fedailü’l-Kur'an 11; Nesai, İftitah, 27; Darimi, Fedailül
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sure Kur'an’ın üçte birine denktir.” (2)2- Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsafirin 27; Ebu Davud, Vitr, 18; Tirmizi, Hâc, 95; Darimi, Fedailü’l-Kurân, 24; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/173, 3/8; İbni Mace, Edeb, 17
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi ve: “Size Kur'an’ın üçte birini (200 sayfasını) okuyayım” buyurdu. Arkasında da “Kul Hüvallahü Ehad…” diyerek bütün sureyi bitirinceye kadar okudu. (3)3- Müslim, Müsafirin, 199HADİS: Ebu Saîd el-Hudri (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Bir adamın İhlâs suresini tekrar tekrar okuduğunu gördüm. Hemen ertesi gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e giderek durumu anlattım. Çünkü adam okuduğunu adeta azımsıyordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kuvvet ve iradesi sayesinde yaşadığım Allah’a yemin ederim ki bu sure fazilet bakımından Kur'an’ın üçte birine denktir.“ (4)4- Buhari, Fedâilül-Kur’ân, 66/13; Malik, Muvatta’, 15/16
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber yürüyordum. Bir ara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)İhlâs suresini okuyan bir ses duydu ve “Vacip oldu” buyurdu. Ben:
-“Ne vacip oldu ey Allah’ın Resulü?” diye sorunca:
-“Cennet” buyurdu.
Bunun üzerine ben gidip okuyan adama müjdeyi vermek istedim, fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber yemek yeme fırsatını kaçıracağımdan korktum. Onun için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile yemek yemeyi tercih ettim. Daha sonra adamı aradım, fakat onu yerinde bulamadım, gitmişti. (5)5- Tirmizi, Sevâbül-Kur’ân, 11; Mâlik, Muvatta’, 15/17; Hâkim, Müstedrek, 1/566; Nesai, Amelül-Yevm, 702
Bir kimse fakirlikten ve geçim sıkıntısından Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şikâyette bulundu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
-HADİS: “Evine girdiğin vakit kimse varsa, selam ver. Eğer kimse yoksa Benim üzerime selam (salâvat) getir ve bir defa İhlâs suresini oku” buyurdu. O kimse Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu emirlerini yerine getirdi. Allah’u Teâlâ ona öyle bol rızık verdi ki, komşularına dağıtmaya başladı. (6)6- Kurtubî, Câmi’ul-Ahkâmil-Kur’ân, 20/224; Sehâvî, el-Kavlül-Bedî’, s.273
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kulları kendisini hamd etmeden önce, Allah’ın kendisini övdüğü ve methettiği Fatiha ve İhlâs sureleriyle şifa isteyiniz.” (7)7- Suyûtî, Câmi’ussağir, 1/490, no.977
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Yanını yatağa koyduğunda, Fatiha-i Şerife’yi ve İhlâs-ı Şerif’i okursan, muhakkak ki ölüm hariç (böcekler, hırsızlar ve eziyet veren) her şeyden kurtuldun." (8)8- Münzirî, Tergîb ve Terhîb, 1/416
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim İhlâs suresini namazda veya namaz dışında okursa, Allah ona cehennem beraatı verir.” (9)9- Suyûtî, el-İtkân, 2/339
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Bir adam:
-“Vallahi ben doğrusu İhlâs suresini gerçekten seviyorum!” dediğinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
-“Onu sevmen seni Cennet’e sokmuştur.” buyurdu. (10)10- Dârimi, Fedâilü’l-Kur’ân, 24, no.3438
HADİS: Hazreti Aişe (Radiyallahu Anhâ) anlatıyor: “Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) askeri bir birliğin başına bir adamı komutan yapmıştı. Bu zat arkadaşlarına namaz kıldırırken, her seferinde kıraatini İhlâs suresi ile tamamlıyordu. Döndükleri zaman durumu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e söylediler. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de:
-“Sorun ona niçin öyle yapıyormuş?” buyurunca, o:
-“İhlâs suresi, Allah’u Teâlâ’nın sıfatlarını kendinde toplamıştır. Ben onu okumayı çok seviyorum!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
–“Ona haber verin, Allah’u Teâlâ da onu seviyor.” (11)11- Buhârî, Ezân, 106 Tevhid, 1;Müslim, Salât, 263; Nesâî, İftitah, 69
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Enes bin malik (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Ensar’dan bir adam vardır. Ku’ba mescidinde imamlık yapardı. Okuyabileceği bir sureyi namazda onlara okuyacağında İhlâs suresi ile başlar sonra başka bir sure okur ve her rekâtta aynen böyle yapardı. Arkadaşları kendisiyle konuştular ve şöyle dediler:
-“Sen bir sureyi okuyor, onu yeterli görmeyip başka bir sure daha okuyorsun. Ya daima bu sureyi oku veya diğerlerini oku (yani aynı rekâtta ikisini birden okuma)!”
Ensar’dan olan bu kimse dedi ki:
-“Ben bu İhlâs suresini okumayı bırakacak değilim. Size bu sure ile namaz kıldırmamı isterseniz yaparım istemiyorsanız imamlığı bırakırım.” dedi. Cemaat onu aralarında en faziletli kimse biliyorlardı, başkasını imamlık yapmasına gönülleri razı olmadı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)kendilerine uğrayınca durumu O’na haber verdiler. Bunun üzerine (imamı çağırarak):
-“Ey filan dedi; cemaatin söylediğinden seni alıkoyan ve her rekâtta bu sureyi okumaya seni yönelten sebep nedir?” buyurdu. O kimse de:
-“Ey Allah’ın Resulü! Ben bu sureyi seviyorum”, deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu müjdeyi verdi:
-“Bu sureyi sevmen, cennete girmene sebep olacaktır.” (12)12- Tirmizi, Fedâilu’l-Kur’ân, 11; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 24v
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Ebu Ümame el-Bahili (Radiyallahu Anh) diyor ki: Cebrail (Aleyhisselam) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e Tebük’te geldi:
-“Ya Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)! Muaviye el-Müzeni’nin cenazesine yetiş (namazını kıl, o Medine’de vefat etmiştir)", dedi.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazını kılmak için) çıktı. Cebrail (Aleyhisselam) da yetmiş bin melek ile indi. Sağ kanadını dağlar üzerine koydu da onlar eğildiler. Sol kanadını da yerler üzerine koydu da onlar düzeldiler. Öyle ki, Mekke ve Medine’yi gördü. Böylece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cebrail (Aleyhisselam) ve melekler namazını kıldı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı bitirince sordu:
-“Ya Cebrail! Muaviye hangi şeyle bu dereceye ulaştı?” Cebrail (Aleyhisselam) şöyle cevap verdi:
-“İhlâs suresini ayakta, süvari ve yaya yürürken okumakla!” (13)13- İbni Sunnî, Sahîh, 179
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim öleceği hastalığında İhlâs suresini okursa:
(1) O kişi kabirde sual görmez.
(2) Kabir sıkıntısından (ve azabından) kurtulur.
(3) Kıyamet gününde melekler onu elleri üzerinde taşır, hatta bu şekilde sıratı geçer ve cennete girer.” (14)14- Suyutî, El-Tikân, 2/339
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Üç şey vardır ki, her kim (kıyamet gününde) imanla beraber onları getirirse, cennetin kapılarından dilediğinden girer ve hurilerden istediği ile evlendirilir. (Bunlar:)
(1) Katilini (bir yakınını öldüreni) affeden,
(2) (Allah’u Teâlâ’dan başka kimsenin bilmediği) gizli borcu ödeyen,
(3) Her farz namazın arkasından on kere İhlâs suresini okuyandır.” (15)15- Ali, el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 15/810, no.43220; Suyûtî, Câmi’ussağir,
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim farz namazının arkasından on kere İhlâs suresini okursa, muhakkak ki Allah’u Teâlâ o kişiye rızasını ve mağfiretini vacip kılar.”(16)
16- Gümüşhanevi, Râmuzu’l-Ehâdîs, no.5468
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
–“Kim -Kul hüvallahü Ehad- suresini tamamlayıncaya kadar 10 defa okuyacak olursa, Allah ona cennette bir köşk bina eder. Her kim yirmi defa okursa, bu sebeple Cennette onun için iki köşk yapılır. Kim de onu otuz defa okursa, bundan dolayı Cennet’te onun için otuz köşk yapılır!”
Bunun üzerine Hazreti Ömer (Radiyallahu Anh):
-“O halde ey Allah’ın Resulü! Biz de çok okuruz” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
-“Allah’ın mükâfatı (gücü ve cenneti) daha geniştir." (17)17- Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/437; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 24
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim günahlardan sakınmak şartıyla sabah namazından sonra 12 defa İhlâs Suresini okursa, Kur'an’ı dört defa okumuş gibi sevap kazanır ve yeryüzü halkının en faziletlisi olur!"(18)18- Taberânî, Mu’cemüss-sağir, 111
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim her gün elli defa İhlâs Suresini okursa kıyamet gününde kabrinden şöyle çağrılır: “Kalk! Ey Allah’ı öven zat, Cennete gir!"(19)
19- Taberânî, Mu’cemüss-sağir, 781
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim İhlâs suresini elli defa okursa, Allah ona elli yılın günahlarını bağışlar!”(20)
20- Dârimi, Fedâilü’l-Kur’ân, 24, no.3441
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim sabah namazını kıldıktan sonra, kimseyle konuşmadan 100 kere İhlâs suresini okursa, her ihlâs suresini okuyuşunda bir senelik günahı affolunur.”(21)21- Heysemi, Mecme’uzzevâid, 10/112
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim ki, İhlâs suresini yüz defa okur da şu dört şeyden de sakınırsa, Allah onun elli senelik günahını bağışlar. Bunlar, Adam öldürme, Haksız yere başkasının malını zimmetine geçirme, Zina etme, İçki içme.”(22)22- Suyuti, Câmiussağir, 6/202, no.8950; Beyhakî, Şü’abül-İmân
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Namaz içinde veya dışında 100 kere İhlâs suresini okuyan kişiye cehennemden berat verilir.”(23)23- Zebidi, İthaf, 3/294
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim uyumak istediğinde sağ tarafına yatar da, 100 kere İhlâs suresini okursa, kıyamet günü olduğunda, Rab Teâlâ ona: -Ey Kulum! Sağ tarafından cennete gir- buyurur” (24)24- Tirmizi, Fedailül-Kur'an, 11; Darimi, Fedailül-Kur'an, 27
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim sabah namazını cemaatle kılar da, namaz kıldığı yerde oturup, 100 kere İhlâsı Şerif’i okursa, Allah’u Teâlâ onunla kendisi arasındaki Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği günahları affeder.” (25)25- Ali el-Müttaki, Kenzü’l-Ummal,2/152 no.3548
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim İhlâs suresini her gün 200 kere okursa elli senelik günahı silinir. Ancak üzerindeki kul borcu bunun dışındadır.” (26)26- Tirmizi, Fedailül-Kur'an, 11
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim (günde) 1.000 kere İhlâs suresini okursa, canını Allah’ü Teâlâ’dan satın almış olur (cehennemden kurtarır).”(27)27- Gümüşhanevi, Ramuzul-Ehadis, 438,5467
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Rivayet Edildi ki:
Kabristanın önünden geçen bir kişi, 11 kere İhlâs suresini okuyup orada yatan Müslümanların ruhuna bağışlarsa, orada yatan ölülerin sayısı kadar sevap alır.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Bir yolculuğa çıkmak isteyen kimse, evinin kapısını çekip ayrılınca 11 defa İhlâs suresini okursa, o dönünceye kadar Allah onu ve ailesini muhafaza eder.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Bir kimse İhlâs suresini abdestli olarak okumaya devam ederse, Allah’u Teâlâ o kimseye ölüm halini ve kabir sualini kolaylaştırır, kıyametin dehşetinden ve mahşer yerinin susuzluğundan bu sure hürmetine o kimseyi korur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
100 defa okuyan, kâmil bir iman’a ere. 10 defa okuyan kimsenin amel defterine günah yazılmaz. 1.000 defa okuyanın vücudu kabirde çürümez. 10.000 defa okuyan, her murada ulaşır.
Maddi ve manevi bir sıkıntısı olan, bu sureyi okuyup dua ederse, Allah’ın yardımıyla sıkıntılardan kurtulur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Enes bin Mâlik radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Her birinizin, her gece bir «Kul hüvallâhu ehad» okumasına engel olan şey nedir? Çünkü o, bütün Kur’ân’a muâdildir (denktir).” (Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân, 11)
Ubey radıyallâhu anh da Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“Kim «Kul hüvellahu ehad» sûresini okursa, Kur’ân’ın üçte birini okumuş gibi olur ve ona, Allâh’a şirk koşan ve Allâh’a îman edenlerin sayısı kadar on misli ecir (sevap, mükâfât) verilir.” (Buhârî, Îman, 3 Fedâilu’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsâfirîn, 259-261; Ebû Davud, Vitr, 18, Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân, 10; Nesâî, İftitah, 69, İbn-i Mâce, Edeb, 52)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Sehl bin Sa’d radıyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre bir adam, Peygamber Efendimiz’e geldi ve O’na fakirlikten şikâyet etti. Bunun üzerine Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“-Evine girdiğin zaman eğer orada bir kimse varsa, ona selâm ver. Eğer hiç kimse yoksa, kendine selâm ver ve bir defa «Kul hüvallâhu ehad» sûresini oku!” buyurdu.[1]
Adam bunu yaptı ve Cenâb-ı Hak, onun rızkını, komşularına bile bol bol verecek kadar çoğalttı.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Enes radıyallâu anh’dan rivayet edilmiştir ki: Bir adam bütün namazlarında «Kul hüvallâhu ehad» sûresini okuyordu. Durum Peygamber Efendimize bildirildi. Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem adamı çağırarak bunun sebebini sordu. O kimse de:
“-Ey Allâh’ın Rasûlü! Ben bu sûreyi çok seviyorum.” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
“-Senin onu sevmen, seni cennete sokar.” buyurdu. (Tirmizî, Fezâilu’l-Kur’ân, 11)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Abdullah ibni Ömer radıyallâu anh’tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:
“-Rasûlullah’ı bir ay boyunca takip ettim. Sabah namazının sünnetinde Kâfirûn ve İhlâs sûrelerini okuyordu.” (Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 14; Tirmizî, Salât, 308; Ebû Dâvud, Salât-ı Tatavvu, 2)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Câbir radıyallâu anh’tan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah, Kâfirûn ve İhlâs sûresini iki rekât tavaf namazında okurdu.” (Müslim, Hacc, 19)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu da rivayet edilir:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“Kim uyumak istediğinde yatağı üzeirnde sağ yanına yatar, sonra İhlâs sûresini yüz kere okursa, kıyamet günü Rabbi ona şöyle diyecektir:
«Ey kulum! Sağından cennete giriver.»” (Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân, 11; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 27)
     Sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” mânasındaki hulûs / halâs kökünden türetilmiş olup “bir şeyi, içine karışmış ve değerini düşürmüş olan başka şeylerden temizleyip arındırmak, saflaştırmak” anlamına gelen ihlâs kelimesi, terim olarak “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. İslâmî literatürde ihlâs daha geniş olarak şirk ve riyadan, bâtıl inançlardan, kötü duygulardan, çıkar hesaplarından ve genel mânada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızâsını gözetmeyi ifade eder (Râgıb el-İsfahânî, Müfredât, “ḫlṣ” md.; Lisânü’l-ʿArab, “ḫlṣ” md.; Gazzâlî, IV, 379-380). Fudayl b. İyâz’a, “İnsanların hatırı için ameli terketmek riya, onları memnun etmek için amel etmek şirk, bu iki durumdan kurtulmak ihlâstır” şeklinde bir söz isnat edilmekle birlikte (et-Taʿrîfât, “el-İḫlâṣ” md.)
 riya genellikle “sırf Allah rızâsı için yapılması gereken amele gösteriş katmak” anlamında kullanılır.Kur’ân-ı Kerîm’de hulûs kökünden çeşitli kelimeler hem sözlük hem terim anlamında yer almaktadır. On yerde geçen “muhlisîne lehü’d-dîn” ifadesindeki ihlâs kavramı “yalnızca Allah’a yönelip O’na kulluk etme, O’na güvenip O’ndan dilekte bulunma, sadece Allah’ın dinini tanıyıp din konusunda kendini Allah’a adama, tevhid inancının saflığını bâtıl itikadlarla zedelemekten sakınma, saf dindarlık” şeklinde hem şirke hem riyaya zıt bir anlam taşır (el-A‘râf 7/29; el-Beyyine 98/5; krş. Şevkânî, II, 227; V, 559).
 Yine Kur’an’daki “ibâdullāhi’l-muhlasîn” ifadesi, “Allah’ın yardımına mazhar olup hâlis dindarlığa ve hidayete ulaştırılmış kullar” mânasına gelmektedir (Taberî, XIV, 33)
. Fahreddin er-Râzî, bu ifadenin geçtiği Hicr sûresinin 40. âyetini açıklarken ihlâsın “bir şeyi karışımdan temizleyip saf hale getirmek” şeklindeki sözlük anlamını hatırlattıktan sonra insanın bir ameli ya sırf Allah için ya da Allah’tan başka biri için veya her iki amacı birlikte gözeterek yapacağını, sonuncu durumda ya Allah rızâsını veya başkasını memnun etmeyi öne alacağını belirtmekte, bunlardan sadece birinci amelin makbul olduğunu, ameline gösteriş karıştırmakla birlikte Allah rızâsını önde tutanların da ihlâslı kimselerden sayılmasının umulduğunu söylemektedir (Mefâtîḥu’l-ġayb, XIX, 188-189). 
Âyetlerde bildirildiğine göre şeytan ihlâslı kişilere zarar veremeyeceğini itiraf etmiştir (el-Hicr 15/40; Sâd 38/83). Bu sebeple Kur’an’da ihlâs peygamberlerin başlıca niteliklerinden sayılmıştır (meselâ bk. Yûsuf 12/24; Meryem 19/51; Sâd 38/45-46). 
Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’in 112. sûresine dinin temel ilkesi olan tevhidi en hâlis, en güzel şekilde dile getirdiği için İhlâs adı verilmiştir.
İhlâs kavramı hadislerde de dinî ve ahlâkî bir fazilet olarak sık sık geçmektedir (bk. Wensinck, el-Muʿcem, “ḫlṣ” md.). Çeşitli vesilelerle Allah rızâsı için ihlâsla amel etmenin önemini ve faziletini vurgulayan 
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Hz. Peygamber (meselâ bk. Müsned, III, 225; IV, 80, 82; V, 183; İbn Mâce, “Menâsik”, 76; Tirmizî, “ʿİlim”, 7) duada ihlâslı olmayı öğütlemiş (Ebû Dâvûd, “Cenâʾiz”, 56), ihlâslı bir kalple iman etmiş kişinin âhiret kurtuluşuna ereceğini müjdelemiş (Müsned, V, 147), kendisi de, “Yâ rabbi! Beni sana karşı ihlâslı bir kul yap” şeklinde dua etmiştir (a.g.e., IV, 369; Ebû Dâvûd, “Vitir”, 25).
Fıkıh kitaplarında ibadetlerin abdest, niyet, tekbir, kıraat gibi zâhirî şartları yanında bir de huşû, hudû ve ihlâs kavramıyla ifade edilen bâtınî şartlarının bulunduğu, meselâ abdestsiz kılınan namaz geçerli sayılmayacağı gibi ihlâssız eda edilen ibadetin de makbul olmadığı belirtilmekle birlikte bu konu daha çok tasavvuf ve ahlâk kaynaklarında ele alınmıştır (meselâ bk. Hâris el-Muhâsibî, s. 156-169, 193-202; Kuşeyrî, s. 443-447; Gazzâlî, IV, 376-386). Sûfîlere göre ihlâs kulun bütün amellerini sadece Hak için ifa etmesi, halkın değerlendirmesini kesinlikle dikkate almamasıdır. Sûfîler kulun yaptığı amel ve ibadetleri yok sayması, bunlara bakıp da kendini beğenmemesi lâzım geldiğini özellikle belirtmişlerdir. Bunu sağlamak için amel ve ibadetleri halktan ve nefisten korumak gerekir. Sadece ibadet türünden olan davranışlarda değil dünya işlerinde de ihlâs aranır. İhlâsın anlamını derinleştiren mutasavvıflar kulun işlediği iyi amellerin Hakk’ın bir lutfu olduğunu söylemişler, bunları kendisinden bilmesini, hatta karşılığında sevap istemesini ihlâs eksikliğine bağlayarak tasavvufî edebe aykırı bulmuşlardır. Zünnûn el-Mısrî’ye göre hayırlı işlerinden dolayı övülme ile yerilmenin eşit olması, işlenen amellerin unutulması ve sevap almayı gerektirdiğinin düşünülmemesi kişinin ihlâslı oluşunun alâmetleridir. Her şeyin fâili olarak Hakk’ı gören sûfî amel ve ibadetlerinin sahibi olarak kendini göremez (Kuşeyrî, s. 445). Yalnızlığı sevmek ve kimsenin görmediği yerlerde ibadet etmek de ihlâslı olmayı sağlar (Serrâc, s. 290).
Sûfîlere göre ibadetin ruhu ihlâstır. İhlâssız amelin de amelsiz ihlâsın da kula bir faydası yoktur; bununla beraber ihlâssız amel amelsiz ihlâstan daha kötüdür. Çünkü her şeye değer kazandıran ihlâstır. Çok ibadetle değil ibadetteki ihlâsla kurtuluşa erileceğini söyleyen sûfîler insanın ihlâslı ve samimi olmasını, ancak ihlâslı olduğunu iddia etmemesini bir ilke olarak benimsemişlerdir. Ebû Bekir ed-Dekkāk, ihlâslı olduğu kanaatini taşımanın ihlâs eksikliğinden kaynaklandığını söyler. Allah bir kulunun ihlâsını makbul kılmak istediği zaman onun ihlâsını görmesine engel olur; o zaman kul “muhlis” değil Kur’an’daki tabiriyle (Meryem 19/51) “muhlas” olur (Kuşeyrî, s. 445). Muhlis kendi iradesi ve gayretiyle ihlâsa kavuşan, muhlas ise Allah tarafından kendisine ihlâs bağışlanan kimsedir. İhlâs konusundaki fikirleriyle tanınan Yûsuf b. Hüseyin er-Râzî dünyada en değerli şeyin ihlâs olduğunu, fakat kendisinin, gönlünden riyayı söküp atmak için bütün gücüyle çalıştığı halde riyanın kalbinde başka bir renkle yeniden yeşerdiğini söyleyerek her durumda ihlâslı kalmanın zorluğuna işaret eder (a.g.e., s. 440).Doğruluğun özel bir şekli olarak görülen ve bazan niyet anlamında kullanılan ihlâs insanın ruhunda son derece gizli bir niteliktir, hatta o bir sırdır. Nitekim kutsî bir hadiste “İhlâs sırlarımdan bir sırdır, onu sevdiğim kulumun kalbine tevdi ederim” buyrulduğu söylenir (a.g.e., s. 444). Cüneyd-i Bağdâdî’ye göre ihlâs o kadar gizlidir ki melek onu bilmediği için sevap hanesine yazmaz, şeytan bilmediği için bozamaz, nefis bilmediği için şımarmaz (Serrâc, s. 290; Kuşeyrî, s. 446). Böyle olunca başkaları bir yana ihlâslı olduğunu kişinin kendisi bile kesin olarak bilemez, onun için de nefsini daima denetim altında tutması gerekir. Tasavvuf kaynaklarında ihlâsla feyiz ve ilham arasında bir ilgi kurulduğu görülmektedir. Kırk gün ihlâslı olmayı başaran bir kulun kalbinden fışkıran hikmetlerin dilinden döküleceği inancı (a.g.e., s. 447) bu ilgiyi göstermektedir.
Irak sûfîleriyle Horasan Melâmetîleri’nin ihlâs ve riya konusundaki görüşlerinin farklı olduğu belirtilir. Sühreverdî, Irak sûfîlerinin bu konuda melâmet ehlinden daha üstün kabul edildiğini söyler. Ona göre Melâmetîler, amellerini ve tasavvufî hallerini halktan saklamışlarsa da nefislerinden saklayamamışlardır. Amelini halktan ve nefisten koruduğu için muhlas diye nitelenen sûfîler, amelini sadece halktan korudukları için muhlis diye nitelenen Melâmetîler’den üstündür. Sûfî Hakk’ın iradesiyle, Melâmetî ise kendi iradesiyle ihlâs mertebesine ermiştir (ʿAvârifü’l-maʿârif, I, 92). İhlâs ve riya konusunda melâmet ehliyle diğer mutasavvıflar sürekli olarak birbirlerini eleştirmişlerdir.

9 Eylül 2020 Çarşamba

AMENERRESULUNU OKUYAN, HER İSTEDİĞİNE, KAVUŞUR

AMENERRESULUNU OKUYAN, HER İSTEDİĞİNE, KAVUŞUR
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Bu iki âyet “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir. (Müslim, İman 279) Bunların faziletiyle alakalı olarak Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurur:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Bakara sûresinin sonunda iki âyet vardır ki, bir gecede okuyana onlar yeter; onu her türlü kötülüklerden korur.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10; Müslim, Müsâfirin 255)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Bu iki ayet bir evde üç gece okundu mu artık şeytan o eve yaklaşamaz." (Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân 4)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Peygamber Efendimiz’e (sas) miraçta üç hediye verilmiştir: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin son iki ayeti, ümmetinden Allah’a şirk koşmadan ölenlerin büyük günahlarının bağışlanacağı müjdesi." (Müslim, Îman, 279)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Allah Teâlâ, Bakara sûresini iki âyetle sona erdirdi ki, bunları bana arşın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz, kadınlarınıza, çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar hem rahmettir, hem duadır, hem Kur’an’dır.” (Dârimî, Fezâilü’l-Kur’an 14)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Dört şey Arşu'r-Rahman'ın altındaki hazineden indirilmiştir. Bunlar Fatiha-i Şerif, Ayete'l-Kürsi, Sure-i Bakara'nın sonu (Amenerresulü) ve Kevser Suresidir." (El-Mütteki, Kenzu'l Ummal, 1/558)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Bakara Suresi'nin son iki ayetinin "cennet hazinelerinden", "Arş-ı Âzam'ın altında bulunan hazine"den alınmış olduğunu belirtmiştir.(bkz. İ. Canan, K. Sitte, Muhtasar ve Şerhi, Bakara Suresinin Fazileti Bölümü)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: "Arşın altındaki hazineden" ve "Cennet hazinelerinden" indirilmiş buyrulması bu ayetlerin bereket ve feyzinin çok olduğunu ifade etmektedir.Bu ayetleri okuyanlara Cennette mükafatlar verileceğine işarettir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Hazine anlamına gelen "kenz" ifadesi, ecir ve mükafat olarak ifade edilmiştir. (İbn Esir, en- Nihaye, HZN md.) Her ibadetin ve duanın bir karşılığı vardır. Bunlar cennette -tabiri caiz ise- depolanır ve sahibi de bu güzelliklere kavuşur. Bundan dolayı hazine denilmiştir.
Buna göre hadiste geçen surelerin cennette büyük bir ecir ve mükafata vesile olacağı anlatılmıştır.
Her ayetin elbette bir ecri vardır. Ancak içinde geçen konulardan dolayı bazı ayetler ve sureler diğer ayetlerden ve surelerden daha çok sevaplı olabiliyor. Bunları bize bildiren de Peygamber Efendimiz (asv)'dir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Amenerrasulü okunan eve 3 gün şeytan girmez
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: okuyan ALLAH'ın C.C. sevgisini kazanır.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: * ALLAH'ın C.C. himayesine girer.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
*HADİS: Okuyana ferahlık verir. Bütün arzuları ayağına gelir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
* HADİS: Yatsıdan sonra okuyan geceyi ibadetle geçirmiş
gibi sevaba nail olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
*HADİS: Bütün olumsuzluklara karşı bir gecede 313 defa okumak büyükler tarafından uygun görülmüştür.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
*HADİS: Safran mürekkebiyle yazılır ve taşınır ise antibiyotik görevi görür. (Ne eksiklik var ise o eksikliği giderir)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
*HADİS: Yazılır ve suya atılır. Bu sudan da içilirse maddi manevi hastalıklar kalkar.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
* HADİS: Nurundan, feyzinden ve bereketinden faydalanmak için yatsı namazından sonra 313 defa okunur.
Bu okumanın 1-3-7 gün yapılmasını tavsiye ederiz. * Okunurken sessiz bir şekilde okunmalıdır.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
* HADİS: Bu ayetleri Allah'ü Teala Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem)'e bizzat okumuştur. Ayrıca bu ayetlerde ayrı bir sır vardır ve sadece ehli olan anlar.

AYETEL KÜRSÜYÜ OKUYAN, DÜNYA, VE AHİRETTE, YÜKSEK, MAKAMLARA, ULAŞIR,

AYETEL KÜRSÜYÜ OKUYAN, DÜNYA, VE AHİRETTE, YÜKSEK, MAKAMLARA, ULAŞIR,
Ayetel Kursi Meali:
Allah O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi okunan eve şeytan giremez. Büyücü sokulamaz. Ayetel Kürsi okumaya devam kişi; hem dünyada hemde ahirette yüce makamlara ulaşır. Günahlardan sakınmaya başlar. Huzura erer. Mevki ve makamı artar.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi durak yerlerinin sayısınca 17, kelimeleri sayısınca 50, harfleri sayısınca 170, resuller ve ashabı kiram sayısınca 313 defa okuyan kişinin her arzusu yerine gelir. Cesareti artar
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Halk arasında sevgi, saygısı ve itibarı çoğalır. istediği makama ulaşır. Hiç kimse ona zarar veremez.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Peygamber Efendimiz in S.A.V. isimleri sayısınca 201 defa okursa dünya ve ahiretle ilgili istekleri geri çevrilmez. Ayetel Kürsi; yemek, buğday, pirinç, arpa gibi şeylere 313 defa okunarak, her okunuşta o şeye üflenirse bereketi artar, o şeyde bereketlilik olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürside 34 ilahi isim vardır. 17 acık olarak, 17 de kapalı olarak. Aynı zamanda 17 mim harfi, 17 de vav harfi vardır. Allah'ın en büyük ismi Ayetel Kürside mevcuttur. Bu yüzden Ayetel Kürsi ile dua edilirse kabul görür.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Evinden çıkarken Ayetel Kürsi okuyan kişinin günahları bağışlanır, şeytanlar ondan uzaklaşır. HADİS: Cin, şeytan ve insan şerrinden ve korkularından emin olur. Her şeyden muhafaza olunur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Gece ve gündüz 10 defa ihlas ve Ayetel Kürsiyi okumaya devam eden kişi; Allah'ın rızasını kazanır. Şeytandan korunur. Mahşerde peygamberlerle birlikte olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi okunan evden şeytanlar 30 gün kovulmuş olur, 40 günde büyücü ve sihirbaz giremez.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsiyi 6 defa okuyup 6 yönüne üfler, 7nci defa okuyup içine çeker ve 8inci de okuyup etrafına daire çizerse, kendisini koruyan manevi bir hisar içine alır. (1inci okuyuşta önüne, 2ncide sağına, 3üncüde soluna, 4üncüde arkasına, 5incide yukarı, 6ıncıda aşağı okuyup üfler. 7incide içine çekip yutar.8incide üfleyerek etrafına daire çizer) Böylece kendini tehlikeli yerden, düşmanlarından, musibetten korumuş olur. Bu uygulama yapıldıktan sonra hiç konuşmadan Ayetel Kürsi okuyarak düşman üzerine yürünürse, düşman onu göremez ve zararda veremez. Ayetel Kürsi; okuyanı kötü ahlaktan kurtarır. Kişiyi Allah'a yöneltir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Okuyan kişiyi dinlemek üzere melekler gelip o yerde bulunur, saf tutup dururlar. ihlas suresi okunan eve uğradıklarında secdeye kapanırlar. Haşr suresi okunan evde diz üzeri çöküp dururlar.
Gece ve gündüz 1000 defa Ayetel Kürsiyi 40 gün okuyana ruhani alem kapısı acılır. Melekler ziyaretine gelir. Tüm sırlara vakıf olmaya başlar. istek ve arzuları gerçekleşir. Resulullah S.A.V. Efendimizi rüyasında görme şerefine erer. Ayetel Kürsi ve Amenerrasulü Suresinin okunduğu eve şeytan girmez
.PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsiyi 170 defa okumaya devam eden; hapisteyse hapisten kurtulur. Borçlu ise borcunu ödeme imkanı bulur. Rızık isterse, geniş bir nimete erişir. Bu sayıda her farz namazının ardından okumaya devam ederse isteğine, arzusuna çabuk kavuşur. Gece kıbleye yönelip okuduğunda da aynı şekilde istekleri kabul görür.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi günde 50 defa okunursa, okuyan şeytandan korunur.
ihtiyacı ve isteği olan 170 Ayetel Kürsiyi okuduktan sonra 3000 defa Ya Kafi, Ya Ğani, Ya Fettah, Ya Rezzak isimlerini zikredip, ihtiyacını Allah'dan isterse isteği kabul olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: 170 defa Merih saatinde okursa her türlü günah ve beladan korunur. insanlar arasında itibarlı olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Zuhal saatinde okursa amirler yanında, patronu yanında büyük itibara ve makama erişir.
Müşteri saatinde okursa dert ve kederi dağılır. Tüm kötülüklerden korunur. Hapisten kurtulmaya sebeb olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Şems saatinde okunursa büyük mertebe ve derecelere yükselir. Halkın dertleriyle ilgilenecek uygun bir mevkiye gelir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Zühre saatinde okunursa dostları, arkadaşları arasında ve aile içinde kıymeti artar. Dünya işlerinden istediği olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Utarit saatinde okursa kin ve düşmandan korunur. Düşmanının helakı niyeti ile okursa düşmanından kurtulur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Kamer saatinde okursa rızkı genişler, bereketi artar.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Akıl ve anlayışın artması niyetiyle, Ayetel Kürsi 50 defa yağmur veya zemzem suyuna okunur ve içilirse bu gerçekleşir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi 18 defa hergün okunmaya devam edilirse Allah okuyanı tevhid ruhuyla diriltir. Kalbini buna açar, rızkını genişletir. Kıymeti yücelir. Yazıp üzerinde taşıyanı Allah musibet, afet, kaza ve belalardan korur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi şer ve kötülükten korunmak niyetiyle okunur ve "vela yeuduhu hıfzuhuma ve hüvel aliyyül azim" kısmı arka arkaya 70 defa tekrar edilerek okunursa tehlike ve kötülük ortadan kalkar. Aynı okuma şekli cin ve şeytandan korunmak içinde uygulanır.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi ev veya iş yerinin kapısının üst kısmına yazılırsa o yere hırsız giremez, o yerin rızkı artar.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi yazılıp bir eşya arasına yerleştirilirse o eşya çalınmaz. Zarara uğramaz.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi bir kaba 3 defa yazılır ve içine su konulup, hastaya içirilir. içirilirken; falan hastalıktan kurtulup şifa bulmaya niyet ettim denilirse, Allah'ın izniyle hasta şifaya kavuşur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Sabah yataktan kalkıp, abdestli bir şekilde 3 defa Ayetel Kürsiyi okuyan kişi, akşama kadar; akşam namazının ardından 3 defa okuyan, sabaha kadar şeytan, cin ve insan şerrinden korunur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Bir dileği olan gece yarısından sonra, abdestli olarak, kıbleye yönelip, 170 Ayetel Kürsi okuyup, dileğini Allah'dan isterse, isteği olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Cuma günü sabah namazından önce, abdestli olarak, tenha bir yerde, kıbleye yönelip, diz üzerine oturup, 313 defa Ayetel Kürsi okuduktan sonra "Ya Rabbel Azim bu ayeti kerime hürmetine 313 ehli bedir ve 313 ashabı talut hürmetine muradımı ihsan buyur" diye dua edenin maksadı gerçekleşir.
7 adet tuz parçasının her birine 7 defa Ayetel Kürsi okuyup, aç karnına besmele ile hergün yutarsa balgamdan kurtulunur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Uykuda, rüyasında korkan kişi yattığı zaman Euzu Besmele ile 3 Ayetel Kürsi okuyup, her birinde "vela yeuduhu hıfzuhuma ve hüvel aliyyül azim"i 3 defa tekrar ederek yatarsa korkulu rüyadan kurtulur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Sara tutan kişiye 21 Ayetel Kürsi okunursa kendine gelir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Bir kağıda 11 defa Ayetel Kürsi; safran, gül suyu, misk karışımı mürekkeple yazılır. üzerinede 101 defa Ayetel Kürsi okunur, öd yada anberle tütsülendikten sonra, bir yerin kapısının üzerine konulursa o haneye; hırsız, düşman girmez,afetlerden korunur. Ticaret haneye asılırsa o yer hem korunur, hemde bereketi, kazancı artar.
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Bir kağıda 3 Ayetel Kürsi yazıp, üzerine 1289 defa Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum, Ya Ali, Ya Azim okunur, sonra muşamba veya naylona sararak üzerinde taşıyan kişinin rızkı ve kısmeti açık olur. Düşman şerrinden ve afetlerden muhafaza olur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Büyü dolayısıyla bağlı olan kişi için; bir kase içine Ayetel Kürsi yazılır, içine su konulur. üzerine 101 Ayetel Kürsi ve 1289 defa Ya Allah, Ya Hayy, Ya Kayyum, Ya Ali, Ya Azim okunur. O suyu 3 gün sabah aç karnına içilirse bağı çözülür.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ 
HADİS: Ayetel Kürsi bir kağıda yazılıp haşerenin bulunduğu yere asılırsa, oradaki haşereler gider.
Bir kağıda Ayetel Kürsi yazılıp, üzerine 21 Ayetel Kürsi, 3 ihlas, 21 Salatü Selam okunup, bir tarlaya gömülürse, o tarlanın bereketi ve mahsülü artar. Korunur, muhafaza olur..
Yüce Kur’anda en üstün ayet Ayetel kürsidir.. Cenab-ı Hak bu ayetin başında ‘’Allah hu la ilahe illa Huvel hayyul kayyum buyuruyor’’.. Kim bu üç ismi anıp devam ederse, süratle faydasını bulur…
Hadîslerle Ayetel Kürsinin Faziletleri
HADİS: Âyetü’l-Kürsî’nin fazîleti hakkında müstakil çalışma yapanlar, onun fazîletlerine dair 95 kadar hadîs vârid olduğunu belirtmektedirler. Bunlardan bir kısmına yer vermek istiyoruz.
HADİS: “Bu âyet herhangi bir evde okunduğunda, şeytanlar o evi otuz gün süreyle terk ederler ve hiçbir büyücü (sihirbaz) erkek ve hiçbir (büyücü kadın) kırk gece süreyle o eve giremez.” (Darimî, Fedâilü’l-Kur’ân 14)
Hazreti Ali’nin (Radıyallâhu Anh) de şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Nebînin minber üzerinde iken şöyle dediğini duydum:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: ‘Kim, Ayetü’l-Kürsiyi her farz namazın peşinden okursa, cennete girmesine, ölümden başka hiçbir şey mâni olmaz (Ölünce cennete girer). Onu okumaya, ancak sıddîk veya âbid kişiler devam eder. Kim onu, yatağına girdiğinde okursa, Allah o kimseyi kendi canı, komşusu, komşusunun komşusu ve etrafındaki evler hususunda emin kılar.” (Münziri, 2/453)
Sâhabe-i Kir’âm bir gün Kur’ân-ı Kerîm’de hangi ayetin daha faziletli olduğunu müzakere ederlerken, Hazreti Ali (Radıyallâhu Anh) onlara:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Ayetü’l-Kürsî’den haberiniz yok mu?” diye sorduktan sonra sözlerini şöyle sürdürür: “Allah Resûlü, bana şöyle dedi: ‘Ya Ali! Beşeriyetin efendisi Hazreti Âdem (Aleyhisselâm); Arapların efendisi Muhammed’dir. Bunda övünülecek bir durum yok. Sözlerin efendisi Kur’ân, Kur’ân’ın efendisi Bakara Sûresi, Bakara Sûresi’nin efendisi ise ‘Âyete’l-Kürsi’dir.” (Tirmizî, Fedailü’l Kur’an, 2)
Yine Hazreti Ali’nin (Radıyallâhu Anh) şöyle dediği rivayet edilmiştir:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Bedir gününde savaşıyordum. Derken Allah’ın Resûlünün ne yaptığını göreyim diye, O’nun yanına vardım. Yanına vardığımda O, secde hâlinde: ‘Ya Hayyü Ya Kayyûm’ diyor, başka bir şey demiyordu. Sonra savaşa döndüm. Daha sonra Resûlullâh’ın yanına tekrar geldiğimde O, aynı şeyleri söylüyordu. Ben, gidip gelmeye ve O’na bakmaya devam ettim. O da, Allah Teâlâ kendisine fethi müyesser kılıncaya kadar, aynı şeyi söylemeye devam etti.” (Fahreddin er-Râzî, 5/403-404)
Resûlüllah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Ubey’den sordu:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Allah’ın kitabında hangi ayet daha büyüktür?” Ubeyy: “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dedi. Cenâb-ı Peygamber, suali birkaç defa tekrar etti. Sonra Ubey: “Ayetül-Kürsî en büyük ayettir” dedi. Cenâb-ı Peygamber:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Ey Eba Munzir! İlim senin için mutlu olsun. Nefsimi yed-i kudretinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki Ayetül-Kürsî’nin lisanı ve iki dudağı vardır. Arşın, saki (ayağı) yanında durmakta ve padişahlar padişahını takdis etmektedir.” (Müslim, “Müsâfirîn”, 258; Ebû Dâvûd, Salât, 352, Hurûf, 1; Ali Arslan, 2/218)
Ubey ibni Ka’b’in (Radıyallâhu Anh) oğlu anlatıyor:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Bizim, içinde hurma dolu bir ambarımız vardı. Babam onu daima kontrol ederdi. Onun eksildiğini gördü. Bir gece onu beklerken baktı ki ergenlik çağına gelmiş erkek çocuğa benzer bir hayvan geldi. Ona selam verdi ve ben de selamın cevabını verdim dedikten sonra devamla şunları söyledi: ‘Sen nesin? Cinni misin, insi misin? ‘ diye sordum. ‘Ben cinniyim’ dedi. Ben: ‘O halde elini bana uzat’ dedim. Elini bana verdi. Baktım ki eli, köpek eli, tüyleri köpek tüyü. Ben: ‘Cinlerin yaradılışı böyle midir?’ diye sordum. O ‘Cinler biliyor ki, onların içinde benden daha kuvvetlisi yoktur.’ Ben: ‘Seni bu işe zorlayan nedir?’ dedim. O: ‘Benim kulağıma geldi ki sen sadakayı seven bir kişisin. Senin tamından biz de nasibdar olmayı istedik.’ Ubeyy ona: ‘Bizi sizden koruyacak ne vardır?’ diye sordu. O: ‘Bu âyet (âyetü’l-kürsî) vardır’ dedi. Sonra Ubeyy ertesi gün Resûlullah’a (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gelip haber verdi. Cenâb-ı Peygamber: ‘o habis doğru söylemiştir’ buyurdular. (Ali Arslan, 2/218)
Allah’ın Resûlü (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) muhacirlerin sofasında (meclisinde) bize vardı. Bir kişi sordu:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Ey Allah’ın Resûlü! Kur’ân’ın hangi ayeti daha büyüktür?” Cenâb-ı Peygamber, Ayetü’l-Kürsî’yi okudu ve: “Bu en büyük âyettir” dedi. (Müsned, 4/461)
Rivâyet tefsirlerinde yer alan bazı hadislerde de Âyetü’l-kürsî’yi okuyana Allah’ın hemen bir melek göndereceği, ertesi güne kadar bu meleğin onun iyiliklerini yazacağı ve kötülüklerini sileceği, farz namazların arkasından onu okuyanın da öldüğü zaman cennete gireceği ifade edilmiştir. Bu hadislerde işaret edilen fazileti sebebiyledir ki Âyetü’l-kürsî namazların sonunda genellikle okunan bir âyettir. Aynı inançla namaz dışında da sık sık okunan âyetler arasında yer alır.
Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh) bir esir kılığına girmiş vaziyette şeytanla karşılaşmış ve bu kıssa, endişelerden uzak olabilmek ve manevî muhafaza altına girmek için yatmadan evvel Âyetü’l-Kürsî okunması yönündeki:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“HADİS: Döşeğine uzandığın vakît Âyetü’l-Kürsî’yi (yâni) (Hayy ve Kayûm o!an Allah’dan başka hiç bir ilâh yokdur.) âyet-i kerimesini sonuna kadar oku! Böyle yaparsan üzerinde faehemahâl Allah tarafından bir mu­hafız bulunur ve tâ sabaha kadar şeytan, senin semetine yaklaşamaz” (Buhârî, “Vekâlet”, 10) tavsiyesiyle sonuçlanmıştır. Bu hadîs-i şerîfi İmâm-ı Nesâî de ‘Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle’ adlı eserinde kaydetmiş ve ilk dönem âlimlerimizden itibaren ümmet bu yüce âyet-i böylece okuyagelmiştir. (Ali Arslan, 2/219)
Âyetü’l-Kürsî’nin, yola çıkılmadan önce okunması gereken ve kişinin yolculuğu boyunca manevî koruma altında muhafazasını sağlayacak bir âyet-i kerîme olduğu belirtilmiştir:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Eserlerde (rivayetlerde) vârid olmuştur ki, bir kimse yola çıkmazdan önce Âyetü’1-Kürsiyi okursa, evine dönünceye kadar başına hiç, bir belâ gelmez.” (Buhârî, “Hac”, 1)
Allah Resûlü (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) ashabından bir kişiye:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Sen evlendin mi?” diye sorduktan sonra, ezberinde bazı sûrelerin bulunup bulunmadığını sormuş ve konu en son Âyetü’l-Kürsî’ye gelip şöyle devam etmiştir… “Cenâb-ı Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) o kişiye: ‘Senin yanında (Allah o Allah’tır ki kendinden başka hiçbir ilâh yoktur) diye başlayan Âyetü’l-Kürsî yok mudur?’ buyurunca O: ‘Evet, vardır. (Âyetü’l-Kürsî)yi ezbere bilirim!’ deyince Resûlüllah: ‘O, Kur’an’ın dörtte biridir’ buyurmuştur.” (Ali Arslan, 2/219)
Ebû Zerr (Radıyallâhu Anh) ile Peygamber Efendimiz (Sallâllâhı Aleyhi ve Sellem) arasında uzunca bir soru cevap faslı geçmiş Ebû Zerr’in (Radıyallâhu Anh):
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Ey Allah’ın Resûlü! Senin üzerine inen ayetlerin hangisi daha üstündür?” sualini yöneltmesi üzerine Peygamber Efendimiz (Sallâllâhı Aleyhi ve Sellem): “Âyetü’l-Kürsî (Allah o Allah’tır ki ondan başka mabud yok) diye başlayan âyet” şeklinde cevap vermiş ve Âyetü’l-Kürsî’nin fazîletini öylece beyân buyurmuştur. (Ali Arslan, 2/219)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Abdullah ibni Mes‘ûd (Radıyallâhu Anh) şöyle anlatmıştır: “İnsanlardan birisi yola çıktı. Cinlerden birisi ona rastladı: ‘(Ey İnsanoğlu!) Benimle güreşir misin? Beni yıkarsan sana bir âyet öğreteceğim. Evine girdiğinde onu okuduğun zaman o eve hiçbir şeytan girmeyecektir.’ İnsanoğlu cinnîyi yendi ve cinnîye: ‘Şahsiyet yönünden seni zayıf görüyorum. Sanki senin ellerin köpek eli gibidir. Siz cinlerin hepsi böyle midir yoksa sen mi böylesin?’ O cinnî: ‘Ben onların aralarında en kaburgalısıyım. İkinci bir kez benimle güreşir misin?’ İkinci kez de Âdemoğlu onu yıktı. Cinnî: ‘Âyetü’l-Kürsî’yi oku. Onu herhangi bir kimse evine girerken okursa şeytan onun evinden çıkar ve merkebin yellendiği gibi yellenerek kaçar…” İbni Mes‘ûd (Radıyallâhu Anh) cinnîyle güreşen bu zâtın Hazreti Ömer (Radıyallâhu Anh) olduğunu açıklamıştır. (Ali Arslan, 2/219)
İmam Ahmed ibni Hanbel’in (Radıyallâhu Anh) Müsnedine kaydettiği bir rivayette Âyetü’l-Kürsî’nin, Allah Te‘âlâ’nın en büyük ismini ihtiva ettiği beyan edilmektedir:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“HADİS: Elif, Lâm, Mîm, Allah o Allah’tır ki, ondan başka ilâh yok; O Hayy ve Kayyum’dur” âyetlerinde Allah Teâlâ’nın en büyük ismi vardır.”
Aynı fazîleti vurgulayan bir başka hadîs-i şerîfte ise şöyle buyrulmuştur: “Allah’ın en büyük ismi o isimdir ki, onunla Cenâb-ı Hakk çağrıldığı zaman icabet eder. O üç yerdedir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâhâ Sûrelerindedir.”
Dimeşk Hatibi olan Hişam bin Âmmar bahsedilen üç yeri şöyle açıklamıştır:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“HADİS: el-Bakara Sûresindeki âyet, Allah o Allah’tır ki, ondan başka mabud yoktur. Hayy ve kayyumdur…”
Farz Namazlardan Sonra Âyetü’l-Kürsî Okumanın Fazîleti
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Kim ki her farz namazının arkasında Âyetü’l-Kürsî’yi okursa, onun Cennet’e gitmesine ancak ölmemesi mani olur. (Yani ölürse hemen Cennet’e gider).” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, 2/458, No.2395)
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Allah, İmrân oğlu Musa’ya vahiy gönderdi. Âyetü’l-Kürsî’yi her farz namazın akabinde oku. Çünkü onu her farzın akabinde okuyana şükredenlerin kalbini ihsan edeceğim. Zikredenlerin dilini vereceğim. Peygamberlerin sevabını, sıddîklerin amelini vereceğim. Çünkü buna ancak bir peygamber veya sıddîk ya da kalbi iman için imtihan edilen veya Allah yolunda öldürülmesini isteyen devam eder” (Nesâî, Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle)
Manevî Muhafaza Vesilesi Olduğuna Dair Hadîs-i Şerîfler
Nakledeceğimiz hadîs-i şerîflerin ortak manası:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Kim ki Âyetü’l-Kürsî’yi günün evvelinde veya gecenin evvelinde okursa o onu korur” şeklindedir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Kim ki sabahladığı zaman ‘Hâ Mîm’ (el-Mü’min) Sûresi’nin üçüncü (dönüş Allah’ındır) âyetine kadar ve Âyetü’l-Kürsî’yi okursa onların ikisinin yüzü suyu hürmetine akşamlayıncaya kadar korunur. Onların ikisini akşamlandığında okursa, onların yüzü suyu hürmetine sabahlanıncaya kadar korunur.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 2)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “İçinde bu ayetin okunduğu evi, şeytanlar otuz gün terk ederler. O eve kırk gece erkek ve kadın hiçbir sihirbaz ya da büyücü giremez.” (el-Keşşaf Tefsiri)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Kim uyuyacağı esnada Ayete’l-Kürsi’yi okursa, Allah onu sabaha kadar koruması için bir melek gönderir (görevlendirir).” (Durrü’l-Mensûr)
Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh) Peygamber Efendimiz’den (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle rivayet etmiştir:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“HADİS: Bakara Sûresinde Kur’ân âyetlerinin efendisi vardır. İçinde şeytan olan bir evde okunduğunda şeytan oradan çıkar. Her şeyin bir zirvesi vardır. Kur’ân’ın zirvesi de Bakara Sûresidir. Onda Kur’an âyetlerinin efendisi vardır ki o da Âyet el-Kürsî’dir.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, 2/457)
İmam Nesefî (Rahimehullâh) Hazretleri Âyetü’l-Kürsî’nin bu derece fazîletli oluşunu şu şekilde açıklamıştır:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Çünkü bu ayet tevhid esasını, Allah’ın (Celle Celâlühû) birliğini, azametini ve temcidini (ululuğunu) ele almaktadır. O’nun yüce sıfatlarından, niteliklerinden söz etmektedir. Çünkü Aziz ve yüce Rab olan Allah’ı (Celle Celâlühû) anmaktan daha üstün bir şey olamaz. Dolayısıyla Allah’ı (Celle Celâlühû) zikretme, anma mahiyetinde olan bir şey elbette diğer şeyleri anmaktan daha değerli ve faziletlidir. Böylece anlaşılıyor ki, ilimler içerisinde en değerli ve en önemli olan ilim “tevhid” ile ilgili olan ilimdir.” (Suyûtî, 2/56)
Hazreti Hasan (Radıyallâhu Anh) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Her farz namaz sonunda Âyetü’l-Kürsî’yi okuyan kişi, diğer namaza kadar Allah’ın koruması altında olur.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 2/148)
Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ) validemiz şöyle buyurmuştur: “Adamın biri Rasûlullâh’a (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) gelip evindeki malının eksilip bereketsiz olduğunu söyleyince, Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): ‘Âyetü’l-Kürsî’yi neden okumazsın? O hangi yemek ve katığa okunursa Yüce Allah mutlaka o yemeği ve katığı bereketli kılıp çoğaltır’ buyurdu.” (Suyûtî, 2/56)
İbni Mes‘ûd’un (Radıyallâhu Anh)ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) kendisinden tavsiye isteyen birisine şöyle buyurmuştur:
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Âyetü’l-Kürsî’yi oku. O, seni, çocuklarını ve evini korur. Hatta evinin etrafındaki evleri bile korur.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, 2/458)
İbni Abbas (Radıyallâhu Anhumâ) Âyetü’l-Kürsî’nin faziletini şöyle ifade etmiştir:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Allah (Celle Celâlühû) Bakara Sûresi’nden daha değerli bir şey yaratmadı. Bu sûrede en değerli ayet Âyetü’l-Kürsî’dir.”
Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bir başka hadîs-i şerîfinde Âyetü’l-Kürsî’nin sıkıntıları kaldıracağı hakikatini şöyle ifade buyurmuştur:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: “Kim sıkıntılı anında Âyetü’l-Kürsî’yi ve Bakara Sûresi’nin son iki âyetini okursa Yüce Allah o kişiye yardımcı olur.”
Sahâbe-i Kirâm’ın büyüklerinden Abdurrahman ibni Avf, evine girdiği zaman âyetü’l-kürsî okumaya devam etmiştir. Hazreti Hasan’ın da: “Hangi ameli daha üstün görüyorsun” diye sorulduğunda: “Kur’ân okumayı, Kur’ân’dan da âyetü’l-kürsî okumayı en üstün amel görüyorum” dediği rivâyet edilmiştir.

8 Eylül 2020 Salı

HER İŞİNDE, EĞUZU BESMELE, ÇEKEN İŞİNDE BAŞARIYA ULAŞIR

HER İŞİNDE, EĞUZU BESMELE, ÇEKEN İŞİNDE BAŞARIYA ULAŞIR Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah'ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.KURAN OKUMAYA BAŞLADIĞINIZDA (İSTİAZE) EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM OKUYUN DİYE EMREDİYOR ALLAH(CC)
EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
KOĞULMUŞ ŞEYTANIN ŞERRRİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM
İSTİAZE ALEMLERİN RABBİNE SIĞINMAKTIR
فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
ALLAH(CC) BU AYETTE BUYURUYORKİ KURAN OKUMAYA BAŞLADIĞINIZDA EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM DEYİN
AYET: (NAHL-98)Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!
İstiaze: Alemlerin Rabbine Sığınma
Beşeriyetin yaşadığı ilk tecrübe, insanın bir himayeye, sığınağa en çok muhtaç olduğu ânı sahnelemektedir. Şeytanın vesvesesi sonucu Allah tarafından yerleştirildikleri cennetten çıkarılan Hz. Âdem ile Havva, yalnızlık ve çaresizlik içerisinde hatalarının farkına vardıklarında, yine O’ndan aldıkları şu sözlerle Rahmân’ın affına ve merhametine sığınmışlardı.
CENNETTEN ÇIKARILAN ADEM VE HAVVANIN ALLAHTAN BAĞIŞLANMA DİLEMESİ
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرينَ
AYET: A’raf, 23.“Rabbimiz, biz nefsimize yazık ettik. Şayet sen bizi bağışlamazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
Hz. Âdem ve Havva’dan sonra Allah’ın insanlar için seçtiği tüm önderler, elçiler çeşitli vesilelerle Rablerine sığınmayı bir hayat tarzı olarak benimsemişlerdi. Hz. Nuh, hakkında bilgisi olmayan şeyleri Rabbinden istemekten,8 Hz. Yusuf kendisine gayri meşru bir birliktelik için ısrar eden hanımın çağrısından,9 Hz. Musa, kavmine karşı alaycı bir tavır takınarak cahillik etmekten10 Rableri olan Allah’a sığınmışlardı.
Peygamberlerin, salih kulların ve örnek şahsiyetlerin yakarışlarında da gördüğümüz gibi insanoğlu için kendini kaybetmesinden, yolunu şaşırmasından, azgınlığa ve taşkınlığa sürüklenmesinden daha büyük tehlike yoktur.
Nitekim Allah, Son Peygamberine vahyettiği mesajlarında öncelikle kötülerden ve kötülüklerden sığınmayı öğretmiştir.
Hz. Âdem ile Havva kıssasında da görüldüğü üzere, insanı doğru yoldan saptırmayı ahdettiği için şeytan, kendisinden Allah’a sığınılacak baş ayartıcıdır.
اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّعيرِ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ ŞÜPHESİZ ŞEYTAN SİİN İÇİN BİR DÜŞMANDIR ONU DÜŞMAN TANIYIN O SİZİ ANCAK CEHENNEME ÇAĞIRIR
AYET: (FATIR -6) “Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.”
Bu yüzden Allah, Kur’an’da şeytandan korunmak için kendisine sığınılmasını sık sık emretmektedir:
وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ EĞER ŞEYTAN SENİ AYATMAYA ÇALIŞIRSA HEMEN ALLAHA SIĞIN EĞUZUBİLLAHİMİŞŞEYDANİRRECİM DE
AYET: (FUSSİLET-36) “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni ayartmaya çalışırsa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطينِ﴿97﴾ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُون﴿﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ DEKİ YA RABBİ ŞEYTANLARDAN SANA SIĞINIRIM
AYET: (MÜMİNUN 97-98 )“De ki: ‘Yâ Rabbi, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım; onların bana yaklaşmalarından da sana sığınırım.”
Hatta Yüce Yaratıcı, “Muavvizetân” olarak bilinen Felak ve Nas surelerinde Resûlü’nün şahsında tüm inananların şeytandan, şeytanî telkinlerden ve davranışlardan kendisine sığınmalarını istemektedir:
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ﴿1﴾ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ﴿2﴾ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ﴿3﴾ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ﴿4﴾ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ﴿5﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ ÜFÜRKCÜLERİN ŞERRİNDEN KISKANCIN ŞERRİNDEN SANA SIĞINIRIM
AYET: (FELAK 1-5) “De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!”
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ﴿1﴾ مَلِكِ النَّاسِ﴿2﴾ اِلٰهِ النَّاسِ﴿3﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ﴿4﴾ اَلَّذي يُوَسْوِسُ في صُدُورِ النَّاسِ﴿5﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ﴿6﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ VESVESE VEREN TÜM CİN VE İNSANLARIN ŞERRİNDEN SANA SIINIRIM
AYET: (NAS 1-6) “De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melik’ine (sahibine, hâkimine) insanların İlâh’ına sığınırım!”
Allah Resûlü, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyarak Allah’a sığınmayı prensip edinmiş, yatmadan önce kendisi mutlaka okuduğu gibi, yakınlarına da Allah’a sığınmada okunacak en güzel dua olarak bu iki sûreyi tavsiye etmiştir.
Allah, Hz. Peygamber’e, şeytandan olduğu gibi onun telkinleri neticesinde insanın sergileyebileceği olumsuz tutum ve davranışlardan da Rabbine sığınmasını öğretmişti. Nitekim Nebî (sav) Mekke’de İslâm’a davet ederken müşriklerden gördüğü şiddetli baskı ve kötü muamele karşısında
وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ سَميعٌ عَليمٌ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ EĞER SENİ ŞEYTAN KIŞKIRTACAK OLURSA HEMEN ALLAH SIĞIN
AYET: (ARAF -200) “Eğer şeytan seni kışkırtacak olursa, hemen Allah’a sığın! Çünkü O, işitendir, bilendir.” âyet-i kerîmesi nâzil olmuştu.
Sevgili Peygamberimiz, çeşitli vesilelerle ashâbına da öfkeli anlarında, hiddet telkin eden şeytandan Allah’a sığınmalarını öğütlemiştir. Mamafih bir defasında Hz. Peygamber’in yanında birbirine hakaret eden iki kişiden biri o kadar öfkelenmişti ki boyun damarları şişmiş, rengi değişmişti. Bunu gören Nebî (sav) şöyle buyurdu:
إِنِّى لأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ عَنْهُ الَّذِى يَجِدُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ZATA SÖYLE EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRECİM DERSE ÖFKESİ GİDER
HADİS: “Ben bir söz biliyorum, eğer şu zât o sözü söylese, öfkesi mutlaka gider.”
Orada bulunanlardan biri hemen adamın yanına giderek, Hz. Peygamber’in kastettiği “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm.” sözünü söylemesini tavsiye etti.
.Buhârî, Edeb, 44.
İNSANIN SIĞINMAYA İHTİYACI VARDIR
Bugün modern çağın insanının en büyük açmazı, Allah’dan uzaklaşarak kendini sığınaksız bırakmasıdır. Her türlü maddî imkâna ve en yüksek yaşam kalitesine sahip olmalarına rağmen bazıları için hayatın anlamını yitirmesi, buna paralel olarak zihinlerin intihara sürüklenmesi, bu açmazın en bariz göstergesidir. Üzüntü verici olan ise Allah’a inananların da kimi zaman böyle bir açmazın içine düşmesidir. Oysa sığınma, Yüce Yaratıcımızın gönlümüze yerleştirdiği güven içerisinde var kalabilme duygusudur. İstiâze, endişelerimizden, korkularımızdan, istemediklerimizden, her türlü kötülükten Allah’ın kudretine ve himayesine sığınmadır. O’ndan yardım talep etmedir. Ahlâklı olma, ahlâklı kalma çabasıdır. Sadece dilimizle Allah’ı anma ve O’na sığınma cümlelerini peş peşe sıralama değil, yalnız olmadığımızı gönlümüzün en derin yerinde hissetmedir. İstiâze, kendimizi, kulluğumuzu keşfetmenin aracıdır. Hayatımız ancak Allah’a yönelmekle, O’na iltica etmekle anlam kazanır.
Şu hâlde Müslüman kendisine en yakın olan Refîk-i A’lâ’ya/Yüce Dost’a sığınmalıdır. Bu sığınış, kulluğun en temel göstergesidir. Zira insan bununla hem kendi âcizliğini, güçsüzlüğünü hem de Allah’ın yüceliğini, kuvvet ve kudretini dile getirir. Dolayısıyla başta şeytan olmak üzere, onun karakterini taşıyan her tür varlığın kötülüğünden, içimize nüfuz edip bizi ayartmasından Allah’a sığınmak, kulluk vazifesinin bir parçasıdır. Bütün bunlardan sonra, Peygamber Efendimizin bize öğrettiği şu istiâze dilimizden eksik olmamalıdır:
« أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يَجْمَعُ ذَلِكَ كُلَّهُ تَقُولُ اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ بِكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ وَعَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ »
PEYGAMBERİMİZ(SAV) ÖRETTİĞİ DUA ALLAHIM PEYGAMBERİN SENDEN İSTEDİĞİ HAYIRLI ŞEYLERİ BİZDE İSTİYORUZ SANA SIĞINDIĞI ŞEYLERDEN BİZDE SANA SIĞINIYORUZ
HADİS: “Allah’ım! Peygamberin Muhammed’in senden istediği hayırlı şeyleri biz de istiyoruz. Peygamberin Muhammed’in sana sığındığı kötü şeylerden biz de sana sığınıyoruz. Yardım sendendir ve varış sanadır. Güç ve kuvvet sadece senin yardımınladır.”Tirmizî, Deavât, 88.
Peygamber Efendimiz dualarında şöyle buyurmaktadır:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الأَخْلاَقِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM BOZGUNCULUKTAN MÜNAFIKLIKTAN VE KÖTÜ AHLAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.”Ebû Dâvûd, Vitr, 32.
أَنَّ النَّبِىَّ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنْ أَرْبَعٍ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَدُعَاءٍ لاَ يُسْمَعُ وَنَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ŞUN DÖRT ŞEYDEN ALLAHA SIĞININ 1- FAYDA VERMEYEN İLİM 2- HUŞU DUYMAYAN KALP 3- KABUL EDİLMEYEN DUA 4- DOYMAYAN NEFİS
HADİS: Rasulullah, şu dört şeyden; fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, kabul edilmeyen duadan ve doymayan nefisten Allah’a sığınırdı.Nesâî, İstiâze, 2, 3.
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM SIKINTIDAN HÜZÜNDEN ACİZLİKTEN TEMBELLİKTEN CİMRİLİKTEN KORKAKLIKTAN AĞIR BORÇ ALTINA GİRMEKTEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Allah’ım, sıkıntılardan, hüzünden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ağır borç altına girmekten ve insanların bana üstün gelmesinden sana sığınırım. Buhari, Deavat, 36, 44.
Sevgili eşi Hz. Âişe’nin bildirdiğine göre bir gece secde hâlinde şöyle dua ediyordu:
اللَّهُمَّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِى ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM GAZABINDAN RIZANA CEZANDAN AFFINA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.” Müslim, Salât, 222.
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ وَالْقِلَّةِ وَالذِّلَّةِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM FAKİRLİKTEN YOKLUKTAN VE ZİLLETTEN SANA SIĞINIRIM HAKSIZLIK ETMEKTEN VE HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTANDA SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” Ebû Dâvûd, Vitr, 32
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ وَجَمِيعِ سَخَطِكَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHM NİMETLERİMİN YOK OLMASINDAN SAĞLIĞIMIN BOZULMASINDAN CEZANDAN VE ÖFKENDEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Nimetlerinin yok olmasından, sağlığımın bozulmasından, ansızın gelecek cezandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım.” Müslim, Rikâk, 96
Sevgili Peygamberimiz (sav), hayatının acı bir felâketle son bulmasından da Allah’a sığınır ve şöyle dua ederdi:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَدْمِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ التَّرَدِّى وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْغَرَقِ وَالْحَرِيقِ وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ يَتَخَبَّطَنِى الشَّيْطَانُ عِنْدَ الْمَوْتِ وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ فِى سَبِيلِكَ مُدْبِرًا وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ لَدِيغًا
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM YIKINTI ALTINDA KALMAKTAN YÜKSEK YERDEN DÜŞMEKTEN SUDA BOĞULMAKTAN YANGINDAN ÖLÜM ANINDA ŞEYTANIN ALDATMASINDAN DÜŞMANDAN KAÇARKEN ÖLMEKTEN ZEHİRLİ HAYVANLARIN SOKMASINDAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Yıkıntı altında kalmaktan sana sığınırım, yüksek yerden düşmekten sana sığınırım. Suda boğulmaktan ve yangından sana sığınırım. Ölüm anında şeytanın gelip beni aldatmasından, senin yolunda savaş esnasında düşmandan kaçarken ölmekten ve zehirli hayvanların sokmasıyla ölmekten sana sığınırım.” Nesâî, İstiâze, 61
Sığınma ihtiyacını doğuran bir sebep de insanın huzur ve güven içinde var olma ihtiyacıdır. İnsan, çaresiz kaldığı, yaşamın sıkıntılarıyla baş etmekte zorlandığı durumlarda kendisini hayata bağlayacak ve ona güven verecek yüce bir varlığa sığınma ihtiyacı duyar.
اَمَّنْ يُجيبُ الْمُضْطَرَّ اِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ الْاَرْضِ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِ قَليلًا مَا تَذَكَّرُونَ
Hadis kaynaklarımızda aktarılan bilgiler, Hz. Peygamber’in, hem darlıkta hem de bollukta Allah’a sığınmayı yaşamının bir parçası hâline getirdiğini göstermektedir. Öyle ki büyük hadis âlimlerimizden İmam Nesâî, Sünen adlı kıymetli hadis kitabında “Kitâbü’l-İstiâze” (Sığınma Bölümü) adıyla müstakil bir bölüm ayırmış ve orada toplam yüz on bir hadis nakletmiştir. Bu hadislerde, müminin ahlâkî zaaflardan korunmasına ve kendisiyle hesaplaşmasına yönelik sığınmaların yanı sıra, kişinin elinde olmadan karşılaşabileceği ve hayatını zora sokacak dünyevî sıkıntı ve felâketlerden Allah’a sığınmasını ifade eden yakarışlar da dikkat çekmektedir.
Müslümanın Sığınma Anlayışı:
Müslüman için sığınma bir varoluş ahlâkıdır; sadece tehlikelerden korunmaya bağlı bir eylem değildir. Muhtemel tehlikelere karşı en sıkı tedbirleri aldığı durumlarda bile, Müslüman, varlığın tek sebebi olan Rabbine sığınmayı ihmal etmez. Müminin bu tutumu, kâinata hükmeden Yüce Yaratıcı’nın (cc) izni dışında hiçbir şeyin olamayacağı inancıyla alâkalıdır. Bizzat Resûlullah (sav) torunları Hasan ve Hüseyin için şöyle dua ederdi:
إِنَّ أَبَاكُمَا كَانَ يُعَوِّذُ بِهَا إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ ، أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ATANIZ İBRAHİM ŞU DUAYI YAPARDI HER TÜRLÜ ŞEYTANDAN HAŞEREDEN KEMDEN NAZARDAN ALLAHA SIĞININ
HADİS: “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı. Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Buhârî, Enbiyâ, 10.
Resûlullah’ın Müslümanlara öğrettiği bu dualarda geçen “Allah’ın tam kelimeleri” , “O’nun işi, bir şeyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece ‘Ol!’ demektir, o da hemen oluverir.” âyetindeki “Ol!” buyruğudur.
HASTALIKTAN ALLAHA SIĞINMAK
Tedavi imkânlarının sınırlı olduğu Peygamber döneminde, çeşitli sıkıntılarla karşılaşan insanların ilk etapta Resûlullah’a gelmekten başka yapacak bir şeyleri yoktur, dolayısıyla Allah’a sığınarak kendilerini psikolojik bir güvence altına da almışlardır. Zira dinî bilginin ve telkinlerin insan psikolojisinde olumlu etkiler oluşturduğu yadsınamaz bir gerçektir.
Hz. Peygamber, insan için zaman zaman psikolojik bir rahatsızlığa dönüşen “korku”ya karşı da müminleri Allah’ın tam kelimelerine sığınmaya davet etmiş, korkudan kurtulmaları için onlara şu duayı öğretmiştir:
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ غَضَبِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَنْ يَحْضُرُونِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIN GAZABINDAN KULLARIN ŞERRİNDEN CİN VE İNSAN ŞEYTANLARININ VESVESELERİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ın gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve (onların) bana uğramalarından, Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.” Ebû Dâvûd, Tıb, 19
İbadete düşkün bilge sahâbî Abdullah b. Amr, Peygamber Efendimizden (sav) naklettiği bu duayı yetişkin evlâtlarına öğretir, henüz aklı ermeyen küçükler için de yazıp boyunlarına asarmış.
GÜNLÜK HAYATTA OKUNACAK İSTİAZE DUALARI
PEYGAMBERİMİZ(SAV) MÜMİNLER YATAĞA GİRDİKLERİNDE ALLAH SIĞINSIN
HADİS: Müminlere yatağa girdiklerinde huzur içinde uyumaları için Allah’a sığınmalarını tavsiye eden Hz. Peygamber’in (sav) bunun dışında çeşitli zaman ve mekânlarda ağzından eksik etmediği sığınma duaları vardı.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) EVDEN ÇIKARKEN ŞÖYLE DUA EDERDİ EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRECİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM ALLAHIM AYAĞIMN KAYMASINDAN VEYA KAYDIRILMASINDAN SAPMAKTAN VEYA SAPTIRMAKTAN HAKSZLK ETMEKTEN VEYA HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN CAHİLCE DAVRANMAKTAN VEYA DAVRANILMAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: O (sav), evinden çıkarken dışarıda yaşayabileceği olumsuzluklara karşı şöyle dua ederdi: “Bismillâh! Allah’ım! Ayağımın kaymasından veya kaydırılmasından, sapmaktan veya saptırmaktan, haksızlık etmekten veya haksızlığa uğramaktan, kaba/cahilce davranmaktan ya da davranılmaktan sana sığınırım.” 61
PEYGAMBERİMİZ(SAV) YOLCULUĞA ÇIKARKEN ALLAHIM YORGUNLUK VE SIKINTILARDAN YOLDAN KÖTÜ BİR ŞEKİLDE DÖNMEKTEN İYİ HALLERDEN KÖTÜ HALLERE DÜŞMEKTEN MAZLUMUN BEDDUASINDAN MALA VE AİLEYE GELECEK KTÜLÜKLERDEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Yolculukta karşılaşabileceği her türlü sıkıntıdan daima Allah’a sığınan Sevgili Peygamberimizin, yolculuğa çıkmadan önce dudaklarının arasından şu cümleler dökülürdü: “Allah’ım! Yolculuğun yorgunluk ve sıkıntılarından, yoldan kötü bir şekilde dönmekten, iyi hallerden kötü hallere düşmekten, mazlumun bedduasından, mala ve aileye gelecek kötülüklerden sana sığınırım.”
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİR YERDE KONAKLADIĞI ZAMAN ALLAHIM İHTİYARLIKTAN KEDERDEN ACİZLİKTEN CİMRİLİKTEN KORKAKLIKTAN BORÇ SIKINTISINDAN HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Bir yerde konakladığında ise Allah’a şöyle sığınırdı: “Allah’ım! İhtiyarlıktan, kederden, âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç sıkıntısından ve güç sahibi olan kişilerin haksızlığına uğramaktan sana sığınırım.”

BESMELENİN MANASI
Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.
İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımı ile, Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmeledir. 
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  İLK BESMELEYİ ÖĞRENEN ÇOCUK ANA BABASINI VE HOCASINI CEHENNEMDEN KURTARIR
HADİS: Peygamber efendimiz, (Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır) buyurdu.
Euzü okumak, (Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm); besmele okumak ise, (Bismillâhirrahmânirrahîm) demektir.
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ NAMAZDA SUBAHANEKEDEN SONRA EĞUZU ÖÇEKMEK SÜNNETTİR
AYET: )(Nahl 98)Namazda, Sübhaneke okuduktan sonra Euzü Besmele okumak sünnettir. Allahü teâlâ, (Kur'an-ı kerim okuyacağın zaman E'uzü... söyle) buyuruyor.
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  HARAM İŞ YAPARKEN BESMELE ÇEKEN KÜFRE GİRMİŞ OLUR
HADİS: Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  EVE GİRERKEN BESMELE ÇEKİLİRSE ŞEYTAN O EVE GİREMEZ
HADİS: (Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.)[Tibyan]
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  AMEL DEFTERİNDE 700 BESMELE OLANI ALLAH(CC) CEHENNEMDEN ÇIKARIR
HADİS: (Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  BESMELE İLE YAZI YAZANIN HACETİ KOLAYLAŞIR
HADİS: (Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) [Deylemi]
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  BESMELE İLE İŞE BAŞLAYANIN GÜNAHLARI AFFOLUR
HADİS: (Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]
 PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ YEMEĞE BAŞLARKEN BESMELE KALKARKEN ELHAMDÜLİLLAH DİYENİN SOFRADAN KALKMADAN GÜNAHLARI AFFOLUR
HADİS: (Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  BESMELE İLE YENEN YEMEK BEREKETLENİR 
HADİS: (Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]
HADİS: (Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BESMELESİZ KOKU SÜRÜNEN ŞEYTANADA KOKU SÜRÜNMÜŞ OLUR
HADİS: (Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  ŞEYTANDAN KORUNMAK İÇİN YEMEĞE BESMELE İLE BAŞLA
HADİS: (Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  HER İŞE BESMELE ÇEKEREK BAŞLANMALI ELHAMDULİLLAH DİYEREK BİTİRMELİDİR
HADİS: Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!
HADİS: İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile(Az-çok bir nimete kavuşan "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. (T.Gafilin)
. Büyük İslam âlimi Dost Muhammed Kandihârî hazretleri, 29. mektubunda buyuruyor ki:
HER İŞE BESLEME İLE BAŞLANMALIDIR İLK YAZILAN BESMELEDİR
 ADEM (AS) İLK GELEN BESMELEDİR
 MÜMİNLER  BESMELE YARDIMI İLE SIRATTAN GEÇER 
Her hayırlı işe Besmeleyle başlamalıdır.
İlk yazılan, besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, besmeledir. Müminler, besmele yardımı ile sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası besmeledir.
Euzü okumak, "Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm", besmele okumak ise, "Bismillâhirrahmânirrahîm" demektir.
KURAN OKURKEN EĞUZU BESMELE ÇEKMEK VACİPTİR
Sûre okurken, "euzü besmele" okunur. Âyet-i Kerime okurken, âlimlerin çoğuna göre, yalnız "euzü" okunur. Sûre veya âyet okumaya başlarken "euzü" okumak vacip, Fatiha okumaya başlarken "besmele" okumak da vaciptir. Diğer surelere başlarken Besmele okumak sünnettir.
Namazda, "Sübhaneke" okuduktan sonra "euzü besmele" okumak sünnettir. Allah Teâlâ buyuruyor:
AYET: "Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!" (Nahl, 16/98)
Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi, mesela şarap içerken veya domuz eti yerken "besmele" çekmek küfürdür.
İyi işlere "besmele" ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
HADİS: "Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır." (Feyzu’l-Kadir, V, 13)
HADİS: "Kişi evine girdiği zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan (avenelerine): 'Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!' der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): 'Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil.' der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken ('Bismillah!' diyerek) Allah'ı zikretmezse, şeytan (avanelerine): 'Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!' der." (Müslim, Eşribe,103; İbn Hanbel, 3/383)
HADİS: "Bir yazı yazdığınız zaman, ‘Bismillahirrahmanirrahim’deki "Sin" harfini güzelce yazın; ihtiyaçlarınız giderilir. Ve onda aziz ve celil olan Allah’ın rızası vardır.” (Deylemi, 1/270, h.no: 1048).
HADİS: "Resulullah ashabından 6 kişiyle yemek yiyordu. Derken bir arabi geldi ve onu (6 kişilik yemeği) iki lokma yapıp yedi. Bunun üzerine resulullah: “Eğer bu adam besmele çekseydi, bu yemek size kâfi gelirdi” diye buyurdu….” (İbn Mace, Etime, 7)
"Peygamberimiz(s.a.m) Hz. Ali’ye hitaben şöyle demiştir:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM VELA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİM OKUYANI ALLAH HER BELADAN UZAKLAŞTIRIR
HADİS: "Ya Ali! Bir sıkıntıya düştüğün zaman 'Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim' duasını oku; muhakkak Allah onunla dilediği kadar her türlü belayı uzaklaştırır.” (Deylemi, 5/324/h. no: 8324)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ  SOYUNURKEN ÇEKİLEN BESMELE  CİNLERE PERDE OLUR AVRETİNİZİ GÖRMELER
HADİS: "Soyunurken çekilen 'besmele', cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler." (Taberani, el-Evsat, 7/128, h. no: 7066)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ HELAYA GİRERKEN BESMELE ÇEKİN BESMELE CİNLERE PERDE OLUR
HADİS: "Helaya girerken çekilen 'besmele', cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler." (Tirmizi, Salat, 426; İbnu’s- Sünni, Amelu’l-yevm, 1/21)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ YEMEĞE BAŞLARKEN BESMELE ÇEKMEYİ UNUTURSA BİSMİLLAHİ Fİ EVVELİHİ VE AHİRİHİ DESİN
HADİS: "Kim yemeğin başında 'Bismillah' demeyi unutursa, (yemek esnasında Besmeleyi çekmediğini) hatırladığında 'Bismillahi fi evvelihi ve ahirihi' (Yemeğin başında da sonunda da Allah’ın adıyla) söylesin. Çünkü, kişi bununla (bu besmeleyle) yeni bir yemeğe yöneliyor ve habisin (şeytanın) ondan bir şey nasiplenmesine mani oluyor.” (Taberani, Dua, 1/278)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BESMELE ÇEKMEDEN SU İÇMEYİN SUYU İÇİNCEDE ELHAMDULİLLAH DEYİN
HADİS: "Deve gibi bir nefeste su içmeyin. Fakat ikişer ve üçer nefeste için. (Her nefeste) su içerken Besmele çekin, (başınızı) kaldırdığınızda ise hamdedin ('elhamdulillah' deyin)” (bk. Tirmizi, Eşribe, 13)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ YEMEĞE BAŞLARKEN BESMELE ÇEKİN UNUTURSA BİSMİLLAHİ ALA EVVELİHİ VE AHİRİHİ DESİN
HADİS: "Biriniz yemeğe başlarken, 'besmele' çeksin! Eğer unutursa, hatırladığı zaman 'Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi' desin!.." (Tirmizi, Et’ime, 47)
BESMELENİN ANLAM VE ÖNEMİ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ KURANIN ANAHTARI BESMELEDİR
HADİS: Kur'an-ı kerim'in anahtarı Besmele-i şerife'dir.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ MAHŞERDEKİ İLK YAZII BESMELEDİR
HADİS: Levh-i mahfuz'daki ilk yazı Besmele-i şerife'dir.
HADİS: Kur'an-ı kerim, Fâtiha Sûre-i şerif'inde; Fâtiha da Besmele'de toplanmıştır.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BESMELE İLE ALLAH İSMİ GÖZÜN AKI VE KARASI KADAR YAKINDIR 
HADİS: Hazret-i Osman -radiyallahu anh- Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e Bismillâhirrahmânirrahîm'den sordu.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ona şu cevabı verdi:
HADİS: "Bismillah, Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Bununla Allah'ın en büyük ismi arasındaki yakınlık, gözün beyazıyla siyahı arasındaki yakınlık gibidir." (Hakim, Beyhaki)
Hadis-i şerif'lerde şöyle buyuruluyor:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIN EN BÜYÜK İSMİ ALLAHTIR BESMELEDE ALLAH İLE BAŞLAR 
HADİS: "Allah-u Teâlâ'nın en büyük ismi Allah'dır. Kur'an-ı kerim'e de her isimden önce Allah ile başlandığına dikkat etmez misiniz." (Buhârî)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ KİM GÖNÜLDEN BESMELE ÇEKERSE ONUNLA BİRLİKTE DAĞLARDA TESBİH EDER
HADİS: "Kim Bismillah'ı gönülden inanarak okursa, onunla birlikte dağlar da tesbih getirir. Ancak ne var ki dağların bu tesbih sesi duyulmaz." (Ebu Nuaym)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ŞEYTANIN KORKTUĞU EN BÜYÜK AYET BESMELEDİR
HADİS: "Şeytan'ın en çok korktuğu  Kur'an'dan en büyük âyet, Bismillâhirrahmânirrahîm'dir." (Beyhâki)
HADİS: "İnsanların Allah kitabında en çok gaflet ettikleri âyet, Bismillâhirrahmânirrahîm'dir. Bu âyet Süleyman bin Dâvud müstesna Resulullah Aleyhisselâm'dan başka kimseye inmemiştir." (Beyhâki)
Duâ ederken; Allah-u Teâlâ'nın adını anarak başında kemâlî edeple getirilen Besmele-i şerife kabule vesiledir.
Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BAŞINDA BESMELE ÇEKİLEN DUA REDDOLUNMAZ
HADİS: "Başında 'Bismillâhirrahmânirrahîm' Âyet-i kerime'si bulunan bir duâ geri çevrilmez."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) YAZDIĞI BÜTÜN MEKTULARIN BAŞINA BESMELE KOYARDI
HADİS: Peygamber Efendimiz'in yazdığı resmi ve hususi mektupları hep Besmele-i şerife ile başlardı.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Bizans imparatoru Herakliyüs'a yazdığı mektuba Besmele-i şerife ile başlayarak şöyle buyurmuştu:
 "Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed'den Rum'un büyüğü Herakl'e. Doğru yolda gidene selâm olsun. Bunu böylece bilesin. Sonra ben seni İslâm'a dâvet ediyorum. İslâm'a gir ki, selâmette kalasın. Allah da (hem İsa'ya, hem Muhammed'e iman ettiğin için) sana ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen, bütün halkın vebali senin boynundadır."
Şu Âyet-i kerime'yi de mektubuna ilâve etmişti:
AYET: "De ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda eşit bir kelimeye geliniz. Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kiminiz kiminizi ilâhlaştırmasın." (Âl-i imrân: 64)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) HUDEYBİYE ANLAŞMASININ BAŞINA BESMELE YAZDIRMIŞTIR
HADİS: Hudeybiye'de anlaşmayı yazan Hazret-i Ali -radiyallahu anh-a Peygamber Efendimiz; "Besmele ile başla." buyurmuşlardır.
Emannâmeler, antlaşmalar, muamelâta, öşür ve zekâta dair, hülâsa bütün yazılara Besmele ile başlanmasını emretmişler ve tatbik etmişlerdir.
Hadis-i şerif'te;
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BESMELE İLE BAŞLANMAYAN HER İŞ BEREKETSİZDİR
HADİS: "Besmele ile başlanmayan her işte bereketsizlik olur." buyuruluyor. (İbn-i Mâce)
İbn-i Abbas -radiyallahu anh-den rivayetle şöyle buyurulmuştur:
HADİS: "Besmele'yi terk eden Allah'ın kitabından yüz on üç âyet terketmiş olur."
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BESMELE İLE BAŞLANMAYAN ABDEST TAM DEĞİLDİR
HADİS: "Besmele ile başlamayanın abdesti tam değildir." (İbn-i Mâce)
İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz için
PEYGAMBERİMİZ(SAV) NAMAZA BESMELE İLE BAŞLARDI
 HADİS: "Namaza besmele ile başlardı." buyurmuşlardır.
HER İŞE BAŞLARKEN BESMELE ÇEKİLMESİNİ RABBİM İLK İNDİRDİĞİ AYETTE EMRETMİŞTİR İKRA BİSMİ RABBİKELLEZİ HALAK SENİ YARATAN RABBİNİN ADIYLA BESMELE İLE OKU 
Şu kadar var ki Resulullah Aleyhisselâm'a ilk inen
AYET: Âyet-i kerime; "İkra bismi Rabbikellezî halak; Yaratan Rabb'inin adıyla oku!" (Alâk: 1)
"Bismi" "Adı ile" demektir ki; "Hazret-i Allah'ın adı ile oku" buyuruluyor. Besmele'deki "Bismi" lâfz-ı şerifi aynı zamanda Rahmân Sûre-i şerif'i ve Vâkıa Sûre-i şerif'inin son Âyet-i kerime'lerinde de geçmektedir.
AYET: "Azamet ve ikram sahibi Rabb'inin adı ne yücedir!" (Rahmân: 78)
AYET. "Çok büyük olan Rabb'inin adını tesbih et!" (Vâkıa: 96)
Besmeledeki Hikmet:
Gerek dünya gerekse ahiret ile ilgili olsun, hayırlı ve meşru her işe Allah-u Teâlâ'nın adını anarak "Besmele" ile başlamak, her müslümanın üzerinde titizlikle durması gereken görevlerdendir.
Kur'an-ı kerim'de buna işaret eden emirler vardır. Ezcümle bir Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:
ALLAH(CC) SÜREKLİ KENDİSİNİ ANMAMIZI EMRETMEKTEDİR BESMELE ÇEKEREK BU EMRİ YERİNE GETİRMİŞ OLURUZ 
AYET: "Atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anınız." (Bakara: 200)
Bir müslüman meşru bir işe başlarken ihlâs ve samimiyetle Allah-u Teâlâ'nın İsm-i şerif'lerini anarsa, onun her hareketi rızâ-i Bâri'ye uygun yapılmış olur. O, Allah-u Teâlâ'nın yardımları ve nimetleri ile karşılaşır. Şeytanın iğvâlarından, hile ve desiselerinden korunur.
"Bismillâhirrahmânirrahîm."
"Bismillah" öyle bir Zât'ın ismidir ki;
Allah ile, Allah'ın adı ile başlamak. "Allah" ism-i azamdır. "Celâl" sıfatıyla tecelli eder, "Rahman"dır ve "Rahim" ismi "Cemâl" sıfatıdır.
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz besmelesiz başlanan her işin feyizsiz ve bereketsiz olacağını Hadis-i şerif'lerinde beyan buyurmuşlardır:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ HANGİ İŞ OLURSA OLSUN BESMELE İLE BAŞLANMAZSA EKSİK KALIR
HADİS: "Meşru işlerin her hangisi olursa olsun, Besmele-i şerife ile başlanmazsa nasipsiz, güdük (hayrı kesik) olur." (Münâvî)
Hadis-i şerif'te geçen Emr-i zîbâl; hayırlı iş, şerefli, meşru, mübah gibi mânâlara gelmektedir. Yemek-içmek, giyinmek-kuşanmak, konuşmak, yazmak, ilmî meşguliyet hep buna dahildir. Şu halde bütün bunlara zikrullahla başlamak, o meşru işleri ibadete çevirmek demektir. Bu ise uhrevî sevaplara sebep olur, böylece hayrı devam eder.
HADİS: "Besmele"siz olursa hayrı kesilir, eksik güdük olur.
Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BESMELE ÇEKMEYENİN ABDESTİ YOKTUR
HADİS: "Abdesti olmayanın namazı yoktur, Besmele çekmeyenin abdesti yoktur. Bana iman etmeyen Allah'a iman etmiş olmaz. Ensarı sevmeyenin bana imanı yoktur." (Ramuz el-Ehadis)
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz diğer bir Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BİR TEHLİKEYE DÜŞTÜĞÜNDE BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİMİ VELA HAVLE VELA GUVVETE İLLA BİLLAHİL ĞALİYYİL AZİM  DE HER TÜRLÜ MUSİBETTEN KURTUL
HADİS: "Bir tehlikeye düştüğün zaman bu duâya devam etmeli. Allah-u Teâlâ bunların şerefiyle belâ ve musibetlerin her türlüsünü kaldırır."
(Bismillâhirrahmânirrahîmi velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm)
"HADİS: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile. Güç ve kuvvet ancak ve ancak pek yüce, azamet sahibi Allah'ındır."(Nevadir-ül usûl)
Bir defasında Resulullah Aleyhisselâm'ın bineği tökezlemişti. Terkisinde bulunan Üsâme bin Umeyr -radiyallahu anh- "körolasıca şeytan!" dedi.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdu ki:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ KÖROLASICA ŞEYTAN DEME BİSMİLLAH DE ONU YIK
HADİS: "Körolasıca şeytan deme. Çünkü sen böyle söyleyince o böbürlenir ve 'Gücümle onu yere yıktım!' der. Bunun yerine 'Bismillâh' diyecek olursan, sinek gibi oluncaya kadar küçülür." (Nesâi)
İşte bu, Besmele-i şerife'nin nuru, bereketi iledir.
Hadis-i şerif'te Besmele-i şerife'nin fazileti beyan buyurulmaktadır:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ CEHENNEM ZABANİLERİNİN ŞERRİNDEN KURTULMAK İSTEYEN BESMELEYE DEVAM ETSİN 
HADİS: "Cehennemin başlıca memurları bulunan on dokuz zebâniyenin azâb etmesinden kurtulmasını arzu eden kimse Besmele-i şerîfe'ye devam etsin." (Nevâdir'ül-usûl)
•Allah ile kulları arasındaki derûnî münasebeti ifade eden "Bismillâhirrahmânirrahîm; Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla." Kelime-i tayyibe'sinin Kur'an-ı kerim'den bir Âyet-i kerime olup olmaması hususu şöyledir:
Neml Sûre-i şerif'inin 30. Âyet-i kerime'sinde geçen "Besmele"nin Âyet-i kerime olduğu kesindir. Tevbe Sûre-i şerif'inin başında bulunmaması istisnâ edilirse, Sûre-i şerif'lerin başlarındaki 113 Besmele'nin her birinin sûreden mi, yoksa müstakil birer Âyet-i kerime olup olmadığında ihtilâf vardır.
İmâm-ı Şâfi -rahmetullahi aleyh- Hazretleri, her birinin başında bulunduğu Sûre-i şerif'ten bir Âyet-i kerime olduğunu söylemiş, böyle olunca da Fâtiha sûre-i şerif'inin başındaki Besmele'yi birinci Âyet-i kerime olarak kabul etmiştir.
İmâm-ı Âzam -rahmetullahi aleyh- Hazretleri ise, her birinin müstakil bir Âyet-i kerime olduğunu, fakat başında bulunduğu Sûre-i şerif'in bir cüz'ü olmadığını, sadece Sûre-i şerif'lerin arasını ayırmak ve teberrük olunması için nâzil olduğunu söylemiştir.
Vahiy kâtiplerinden olan İbn-i Mesud -radiyallahu anh- Hazretleri;
"HADİS: Biz iki sûre arasındaki fasılayı, 'Bismillâhirrahmânirrahîm' ininceye kadar bilmiyorduk." buyurmuşlardır.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِBESMELE BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA BAŞLARIM
Besmele, genel anlamda hayırlı her işin başında Allah’ın adını hatırlamanın, özelde de “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” anlamına gelen “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesinin adıdır. Her meşru ve anlamlı işin öncesinde besmele çekmek, peygamberler vasıtasıyla nesilden nesile aktarılan bir prensiptir. İslâm’dan önce Araplar arasında da bu âdet yaygındır.
BESMELENİN TARİHİ
Câhiliye Arapları besmelede bazen “Bismi’l-lât ve’l-uzzâ” şeklinde Lât ve Uzzâ isimli putların adını söylerler,3 bazen de Allah’ın adını kullanırlardı. Meselâ, Mekke’de İslâm’ı ilk kabul eden Hâşimoğulları’na boykot kararı alan müşrikler, bir belge kaleme alıp Kâbe’nin duvarına astıklarında, belgenin yazılı olduğu kâğıda “Bismike Allâhümme” yazmışlardı.4 Ayrıca Hudeybiye antlaşması sonrasında antlaşma metninin başına, yine bu cümlenin yazılmasını şart koşmuşlardı.5
Kur’an’da ilk nâzil olan “İkra’ bismi rabbike’llezî halak” (Yaratan Rabbinin adıyla oku!)6 âyeti de “besmele”yi ihtiva eder.
Ancak Müslümanların “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesi ile ilk tanışmaları, Mekke’de nâzil olan ve başlangıçta hikâyesi anlatılan Neml sûresindeki söz konusu âyet ile olur. Böylece Resûl-i Ekrem de ilk defa mektuplarında “Bismillâhirrahmânirrahîm” metnini kullanmaya başlamıştır.7
Besmele, “Bismillahirrahmanirrahim” ayeti mealince Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla demektir. Besmele, Allah’ı anmaktır. O’nun ismi ile başlamaktır. Sözlük anlamında geçen “besmele çekmek” ise bir işe başlarken “Bismillahirrahmanirrahim” sözünü söylemek anlamına gelmektedir.
Kuran'da surelerin başında bulunan Besmele, aynı zamanda Neml Suresi’nin 30. ayetinde de geçmektedir. Bazı görüşlere göre Fatiha Suresi’nin ilk ayetidir. Besmele Tevbe Suresi hariç bütün surelerin başlangıcında yer almaktadır. Güncel hayatta sıklıkla bazen de Bismillah (Allah’ın adıyla) şeklinde kısaltma olarak kullanılır.
Ebû Hüreyre’nin -radıyallahu anh- naklettiğine göre, Allah Resûlü şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah'ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (HM8697 İbn Hanbel, II, 360.)
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır. İster dünyevî ister uhrevî olsun, bir Müslüman her meşru ve anlamlı işinin öncesinde besmeleyi okuyup Allah’ı anmakla, Allah Teâlâ’nın ilâhlığını (ulûhiyetini), kendisinin de kulluğunu (ubûdiyetini) ifade etmiş olur.
Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur. Diğer yandan besmele için Yüce Allah’ın doksan dokuz ismi içinden özellikle “Rahmân” ve “Rahîm” isimlerinin seçilmiş olması son derece anlamlıdır. Besmele çeken bir mümin, Allah Teâlâ’nın engin rahmet ve merhametini ifade eden bu isimleri söylemekle, bütün söz ve davranışlarında rahmet ve merhameti prensip edineceğini ilân etmiş olur.
BESMELE NEDİR?
BESMELE ARAPÇA - TÜRKÇE OKUNUŞU VE ANLAMI
Kuran'da surelerin başında bulunan Besmele, aynı zamanda Neml Suresi’nin 30. ayetinde de geçmektedir. Bazı görüşlere göre Fatiha Suresi’nin ilk ayetidir. Besmele Tevbe Suresi hariç bütün surelerin başlangıcında yer almaktadır.
Her işe besmele ile başlamalıdır. İstiâze Allah Teâlaya sığınmak, besmele ise Allah Teâla’nın adı ile başlamaktır.İstiâze:
اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”
Anlamı: “Kovulmuş Şeytan’ın şerrinden Allah’a sığınırım.”Besmele
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”
Anlamı: “Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile..”
NEML SURESİ 30. AYET
Arapçası:
إِنَّهُ مِن سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Okunuşu: "İnnehu min suleymâne ve innehu bismillâhir rahmânir rahîm(rahîmi)."
Anlamı: "Süleyman'dan; o Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla (başlamakta)dır."
İSTİÂZE VE BESMELE (SÛRE BAŞI, ORTASI VE TEVBE SURESİNDEKİ OKUNUŞU)
BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)
Zira besmele ondokuz harftir
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:
«Allah’ın adıyla ki, O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiç bir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiç bir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)
BESMELE NE ZAMANDAN BERİ VAR? - HZ SÜLEYMAN'IN (A.S.) MEKTUBU
Kur’ân-ı Kerîm’de bir peygamberin bir kraliçeye yazdığı mektubu anlatan muhteşem bir kıssa vardır ve bu kıssada besmelenin kadim tarihine dair önemli bilgiler yer alır. Kıssa özetle şöyledir:
Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan muazzam bir ordu, büyük bir düzen ve disiplin içinde yola koyulmuşlardı. Karınca vadisini henüz geçmişlerdi ki, ordunun kudretli komutanı Hz. Süleyman, Hüdhüd isimli kuşun orada bulunmadığını fark etti.“Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı? ” diye sordu etrafındakilere. Ancak kimse onun nerede olduğunu bilmiyordu. Kendisine haber vermeden uzaklaşan bu kuş, Hz. Süleyman’ı çok öfkelendirmişti. “Eğer bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmezse, ya onu ağır bir şekilde cezalandıracağım ya da kafasını keseceğim.” dedi oradakilere.
Neyse ki, çok geçmeden Hüdhüd Hz. Süleyman’ın yanına çıkageldi. Üstelik kendisini affettirecek önemli bir haber getirmişti ona. “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. (Yemen taraflarındaki) Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.” dedi ve şunları anlattı, Hz. Süleyman’a: “Ben, Sebe’ halkına hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. Onun ve halkının, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” Bunun üzerine Hz. Süleyman, Hüdhüd’e, “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız.” dedi ve ona bir mektup vererek, “Benim şu mektubumu götür ve onlara ver, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.” diye emretti.
Hüdhüd mektubu alıp vakit geçirmeden Sebe’ kraliçesi Belkıs’a ulaştırdı. Mektubu alan Belkıs, halkının ileri gelenlerini toplayarak onu okumaya başladı. Mektubun ilk cümlesi şöyleydi:
AYET: (Neml, 27/17-30.)“İnnehû min Süleymâne ve innehû bismillâhirrahmânirrahîm”(Mektup Süleyman’dandır ve Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla (başlamakta)dır.)
Kur’an’da anlatılan bu çarpıcı hikâye, İslâm’ın en önemli sembollerinden olan besmelenin ne kadar uzun ve köklü bir tarihe sahip olduğunu gösterir bizlere.
HZ. NUH'UN DİLİNDE BESMELE
Kutlu cümle, Hz. Süleyman’ın mektubundan önce, Hz. Nuh’un dilinde de görülür. Kendisine iman edenleri tufandan kurtarmak için onlara gemiye binmelerini söylediğinde, Hz. Nuh’un dudaklarından besmele dökülür:
HZ NUH GEMİYE BİNERKEN BESMELE ÇEKMİŞTİR
AYET:( Hûd, 11/41.):“Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ” (Geminin yüzüp gitmesi de, durması da Allah’ın adıyladır.)2
MÜSLÜMANLAR BESMELE İLE İLK NE ZAMAN TANIŞTI?
Besmele, genel anlamda hayırlı her işin başında Allah’ın adını hatırlamanın, özelde de “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” anlamına gelen “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesinin adıdır. Her meşru ve anlamlı işin öncesinde besmeleçekmek , peygamberler vasıtasıyla nesilden nesile aktarılan bir prensiptir. İslâm’dan önce Araplar arasında da bu âdet yaygındır. Câhiliye Arapları besmelede bazen HADİS: “Bismi’l-lât ve’l-uzzâ” şeklinde Lât ve Uzzâ isimli putların adını söylerler, Şevkânî, Fethü’l-kadîr, II, 13
HADİS: bazen de Allah’ın adını kullanırlardı. Meselâ, Mekke’de İslâm’ı ilk kabul eden Hâşimoğulları’na boykot kararı alan müşrikler, bir belge kaleme alıp Kâbe’nin duvarına astıklarında, belgenin yazılı olduğu kâğıda “Bismike Allâhümme” yazmışlardı. İbn İshâk, Sîre, s. 208
HADİS: Ayrıca Hudeybiye antlaşması sonrasında antlaşma metninin başına, yine bu cümlenin yazılmasını şart koşmuşlardı.Buhârî, Şürût, 15
Ne kadar manidardır ki, Kur’an’da ilk nâzil olan ve İslâm vahyinin başlangıcını teşkil eden
AYET: (Alak, 96/1. 7)“İkra’ bismi rabbike’llezî halak” (Yaratan Rabbinin adıyla oku!)
âyeti de besmele yi ihtiva eder. Ancak Müslümanların “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesi ile ilk tanışmaları, Mekke’de nâzil olan ve başlangıçta hikâyesi anlatılan Neml sûresindeki söz konusu âyet ile olur.
HADİS: Böylece Resûl-i Ekrem de ilk defa mektuplarında “Bismillâhirrahmânirrahîm” metnini kullanmaya başlar. Ebû Dâvûd, Salât, 121,122
HADİS: Hatta Hz. Peygamber’in (sav), sûreler arasında besmele bulunmadığı için, okuduğu bir sûrenin sona erdiğini ancak besmele cümlesi nâzil olduktan sonra kolayca fark edebildiği rivayet edilir. Ebû Dâvûd, Salât,121, 122
MÜSLÜMANIN KÜLTÜR VE MEDENİYETİNDE "BESMELE"
İslâm tarihi boyunca Müslümanların kültür ve medeniyetlerini besmeleyle yoğurması ne kadar da heyecan vericidir! Bütün Müslümanların sofrasında eller yemeğe besmeleyle uzanır. Yemekler onun bereketiyle bollaşır. Gece onunla yatılır, güne onunla başlanır. Evden onunla çıkılır, eve onunla girilir. Vasıtaya onunla binilir. Hayırlı ve anlamlı işlere onunla başlanır. İbadetler onunla eda edilir. Duaya eller onunla kaldırılır. Bütün hatipler sözlerine, bütün yazarlar kitaplarına onunla başlar. Camilerin en müstesna yerlerini o süsler. Hat sanatının şaheserlerinde yine o vardır. Şiirlerin, nesirlerin, bütün edebiyatın vazgeçilmezi odur. Hastalar onunla şifa bulur. Konuşmaya başlayan çocuklara ilk o öğretilir. Kısacası o, her hayrın anahtarıdır. Ne kadar da veciz ifade etmiştir Mevlid-i Şerif’in müellifi Merhum Süleyman Çelebi:
Allah adın zikredelim evvelâ / Vâcib oldur cümle işte her kula
Allah adın her kim ol evvel ana / Her işi âsan eder Allah ona
Allah adı olsa her işin önü / Hergiz ebter olmaya ânın sonu
Her nefeste Allah adın de müdâm / Allah adıyla olur her iş tamam.
HELAL VE HAYIRLI BİR İŞE BAŞLARKEN
Helâl ve hayırlı bir işe başlarken, Allah'ın adını anmak, her müslümanın üzerinde titizlikle durması gereken görevlerindendir. Kur'an-ı Kerîm'de buna işaret eden pek çok emirler, vardır.
ALLAH BUYURDUKİ ATALARINIZ ANDIĞINIZ GİBİ HATTA DAHA ÇOK ALLAHI ANIN
AYET: (el-Bakara, 2/200)."Atalarınızı andığınız gibi, hatta daha çok Allah'ı anın. "
NAMAZLARLARINIZI KILDIKTAN SONRA AYAKTA OTURURKEN VE YANLARINIZIN ÜZERİNDE İKEN ALLAHI ANIN
AYET: (en-Nisa, 4/103)."Namazlarınızı kıldıktan sonra, ayakta otururken ve yanlarınızın üzerinde iken Allah'ı anın. "
"Rabbı'nın adını an. İhlâs ile O'na yönel. " (el-Müzzemmil, 73/8)
"Rabbı'nın adını sabah akşam an" (İnsan, 76/25).
BESMELENİN ÖNEMİ VE ANLAMI
“Besmele”den maksat, Yüce Allah’ı hatırlamak ve O’nun ismini zikretmektir. Nitekim bu konudaki rivayetlerin çoğunda besmele olarak sadece “bismillâh” ibaresi yer alırken,9 kimisinde “bizikrillâh”lafzı,10 kimisinde de “bismillâh ve alâ milleti Resûlillâh” 11 ifadesi kullanılır. Hatta:
كُلُّ أَمْرٍ ذِى بَالٍ لاَ يُبْدَأُ فِيهِ بِالْحَمْدِ أَقْطَعُ

إِذَا أَكَلَ أَحَدُكُمْ طَعَامًا فَلْيَقُلْ بِسْمِ اللَّهِ فَإِنْ نَسِىَ فِى أَوَّلِهِ فَلْيَقُلْ بِسْمِ اللَّهِ فِى أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ BİRİNİZ YEMEĞE BAŞLARKEN BİSMİLLAH DESİN ŞAYET UNUTURSA (BİSMİLLAHİ Fİ EVVELİHİ VE AHİRİHİ) BAŞINDADA SONUNDADA ALLAHIN ADIYLA DESİN
HADİS: “Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla)’ desin.” Tirmizî, Et’ıme, 47.[4]
Yemeğin öncesinde besmele çekilmesi yemeğin bereketlenmesi ve yiyenlerin doyması açısından önemlidir. Hz. Âişe’nin anlattığına göre, bir gün Peygamberimiz, ashâbından altı kişi ile birlikte yemek yiyordu. Derken bir köylü Arap yanlarına geldi ve yemeği iki lokmada yiyip bitirdi. Bunun üzerine Allah Resûlü şöyle buyurdu:
أَمَا إِنَّهُ لَوْ سَمَّى لَكَفَاكُمْ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ŞAYET BU KİMSE BESMELE ÇEKEYDİ HEPİMİZE YETECEKTİ
HADİS: “Şayet bu kimse besmele çekmiş olsaydı, bu yemek hepinize yetecekti.” Tirmizî, Et’ıme, 47.
[5]
Başka bir defasında, yemek yedikleri halde doymadıklarını söyleyen kimselere Resûl-i Ekrem şu tavsiyede bulunmuştur:
فَاجْتَمِعُوا عَلَى طَعَامِكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ يُبَارَكْ لَكُمْ فِيهِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ YEMEĞİ TOPLUCA YİYİN VE BESMELE ÇEKİNKİ BEREKETİ OLSUN
HADİS: “Yemeği topluca yiyin ve başlarken Allah’ın adını anın ki, bereketli olsun.” Ebû Dâvûd, Et’ıme, 14.[6]
BESMELE ŞEYTANDAN KORUR
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ لاَ مَبِيتَ لَكُمْ وَلاَ عَشَاءَ وَإِذَا دَخَلَ فَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ فَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİR KİMSE EVİNE GİRERKEN VE YEMEK YERKEN BESMELE ÇEKERSE ŞEYTAN EVE GİREMEZ YEMEK YİYEMEZ BESMELE ÇEKİLMEDEN EVE GİRİLİR YEMEK YENİRSE ŞEYTAN EVE GİRER VE YEMEK YER BUYURURDU
HADİS: “Bir kimse evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan (arkadaşlarına), ‘Burada sizin için geceleme (imkânı da) yok, akşam yemeği de yok.’ der. Eğer o kimse evine girerken besmele çekmeden girerse şeytan (arkadaşlarına), ‘Burada geceleme (imkânınız) var.’ der. Bir de besmele çekmeden yemek yerse, şeytan o zaman (arkadaşlarına) ‘Geceleme ve akşam yemeği (yeme imkânı)na kavuştunuz.’ der.” Ebû Dâvûd, Et’ıme, 15.[7]
Sahâbeden Câbir b. Abdullah, Allah Resûlü’nün, kendisine şöyle tavsiyede bulunduğunu nakleder:
أَغْلِقْ بَابَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ بَابًا مُغْلَقًا وَأَطْفِ مِصْبَاحَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَخَمِّرْ إِنَاءَكَ وَلَوْ بِعُودٍ تَعْرُضُهُ عَلَيْهِ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَأَوْكِ سِقَاءَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK KAPIYI KAPA ÇÜNKÜ ŞEYTAN BESMELE ÇEKİLEN KAPIYI AÇAMAZ DERDİ
HADİS: “(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK LAMBAYI SÖNDÜR
Besmele çekerek lambanı söndür.
Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK SU KABINI ÖRT DERDİ YEMEK VE SU KAPLARININ ÜZERİNİ ÖRTMEK SÜNNETTİR
Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” Ebû Dâvûd, Eşribe, 22.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) HER İŞİNDE EĞUZU BESMELEYİ DAİMA ÇEKERDİ
Resûl-i Ekrem’in hayatında besmelenin son derece geniş bir kullanım alanı vardı.
HADİS: Allah Resûlü evden çıkarken,
PEYGAMBERİMİZ(SAV) MESCİDE GİRERKEN VE ÇIKARKEN BESMELE ÇEKER DUA OKURDU
HADİS: mescide girdiği ve mescitten çıktığı zaman besmele ile dua okurdu.
PEYGAMBERİMİZ(SAV)ABDEST ALACAĞI ZAMAN BESMELE ÇEKMEYİ SIKI SIKYA TEMBİH EDERDİ
HADİS: Abdest alınacağı zaman besmele çekilmesini sıkı sıkıya tembih eder,
PEYGAMBERİMİZ(SAV) NAMAZDA BESMELE ÇEKMEYİ İHMAL ETMEZDİ
HADİS: namazda besmele çekmeyi de ihmal etmezdi.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİNEĞE BİNERKEN AYAĞINI ÜZENGİYE BASINCA(BUGÜN ARACIN KAPISINI AÇARKEN) EĞUZU BESMELE OKUR BİNEĞE YERLEŞİNCEDE ZUHRUF 13 AYETİ OKURDU
AYET: “Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik” Zuhruf, 43/13.[9] âyetini okur
HADİS: Bineğine binmek için ayağını üzengiye basınca, “Bismillâh” der, bineğin sırtına yerleşince de:
… سُبْحَانَ الَّذي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) ŞÜPHESİZ RABBİMİZE DÖNECEĞİZ ŞEKLİNDE DUA EDERDİ
HADİS: “Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” şeklinde dua ederdi.Ebû Dâvûd, Cihâd, 74.[10]
اللَّهُمَّ بِاسْمِكَ أَحْيَا وَبِاسْمِكَ أَمُوتُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) YATAĞINA YATARKEN ALLAHIM SENİN İSMİNLE YAŞAR SENİN İSMİNLE ÖLÜRÜM DİYEREK BESMELE İLE YATAĞA YATARDI
Peygamber Efendimiz yatağına yatarken:
HADİS: “Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.” diye besmeleyle yatağına yatar; kalktığında da:
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِى أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) YATAKTAN KALKTIĞINDADA CANIMIZI ALDIKTAN SONRA BİZİ DİRİLTEN ALLAHA HAMDOLSUN DİRİLTMEK YALNIZ ALLAHA MAHSUSTUR DİYE DUA EDERDİ
HADİS: “Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.” diye hamdeleyle dua ederdi.Müslim, Zikir, 59[11]
PEYGAMBERİMİZ(SAV)KURBAN KESERKEN BİSMİLLAHİ ALLAHU EKBER
HADİS: Kurban keserken, “Bismillâhi Allâhuekber” der,
PEYGAMBERİMİZ(SAV)CENAZEYİ KABRE KOYARKEN BİMİLLAHİ VE ALA MİLLETİ RESULİLLAH
HADİS: 31 cenazeyi kabre koyarken, “Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh [(Seni) Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere (kabre koyuyoruz).]” 32 buyururdu.
PEYGAMBERİMİZ(SAV)SAVAŞA ÇIKARKEN ASHABINA ALLAHIN YOLUNDA ALLAHIN ADI BİSMİLLAH İLE GAZA EDİN BUYURURDU
HADİS: Savaşa çıkarken ashâbına, “Allah yolunda Allah’ın adı (bismillâh) ile gazâ edin!” 33 buyururdu.
PEYGAMBERİMİZ(SAV)SITMA VE HER TÜRLÜ SANCI VEREN HASTALIKLARA KARŞI EĞUZU BESMELE ÇEKİN DERDİ
HADİS: Sıtma ve her türlü sancı veren hastalıklara karşı ashâbına besmele ve istiâze ile dua etmeyi34 öğretirdi.35
PEYGAMBERİMİZ(SAV)TUVALETE GİRMEDEN ÖNCE EĞUZU BESMELE ÇEKMEYİ TAVSİYE EDERDİ
HADİS: Tuvalete girmeden önce “Bismillâh” demeyi tavsiye ederdi.

PEYGAMBERİMİZ(SAV) KENDİLERİNİN VE DOĞACAK ÇOCUKLARIN SELAMETİ İÇİN EVLİ ÇİFTLERE CİNSEL İLİŞKİDEN ÖNCE BESMELE ÇEKMEYİ TAVSİYE EDERDİ
HADİS: 36 Kendilerinin ve doğacak çocuklarının selâmeti için evli çiftlere cinsel ilişkiden önce besmele çekmelerini öğütleyen yine o idi.37
Besmele’nin Fıkhi Yönü:
Böylesi durumlarda besmele çekmek, sevaba ve Allah’ın rızasına vesile olan faziletli ve müstehap bir davranıştır. Ancak bazı durumlarda besmele, zorunluluk belirten farz hükmünü alır. Meselâ, eti helâl olan hayvanların kesiminden önce
ALLAH(CC) BUYURUYORKİ ALLAH ADI ANILMAYAN HAYVANLARDAN YEMEYİN
AYET: (En’âm, 6/121).Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.
وَلَا تَاْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ …
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا اُحِلَّ لَهُمْ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّٰهُ فَكُلُوا مِمَّا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ سَريعُ الْحِسَابِ
ALLAH(CC) BUYURUYORKİ BÜTÜN İYİ VE TEMİZ ŞEYLER SİZE HELAL KILINMIŞTIR AVLADIĞINIZ HAYVANI BESMELE ÇEKMEDEN KESİP YEMEYİN BESMELE ÇEKMEK FARZDIR
AYET: (Maide, 5/4: )Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.
BESMELE HER HAYRIN ANAHTARDIR
İslâm tarihi boyunca Müslümanların kültür ve medeniyetlerini besmeleyle yoğurması ne kadar da heyecan vericidir! Bütün Müslümanların sofrasında eller yemeğe besmeleyle uzanır. Yemekler onun bereketiyle bollaşır. Gece onunla yatılır, güne onunla başlanır. Evden onunla çıkılır, eve onunla girilir. Vasıtaya onunla binilir. Hayırlı ve anlamlı işlere onunla başlanır. İbadetler onunla eda edilir. Duaya eller onunla kaldırılır. Bütün hatipler sözlerine, bütün yazarlar kitaplarına onunla başlar. Camilerin en müstesna yerlerini o süsler. Hat sanatının şaheserlerinde yine o vardır. Şiirlerin, nesirlerin, bütün edebiyatın vazgeçilmezi odur. Hastalar onunla şifa bulur. Konuşmaya başlayan çocuklara ilk o öğretilir. Kısacası o, her hayrın anahtarıdır.
Mevlid-i Şerif’in müellifi Merhum Süleyman Çelebi ne kadar da veciz ifade etmiştir:
Allah adın zikredelim evvelâ / Vâcib oldur cümle işte her kula
Allah adın her kim ol evvel ana / Her işi âsan eder Allah ona
Allah adı olsa her işin önü / Hergiz ebter olmaya ânın sonu
Her nefeste Allah adın de müdâm / Allah adıyla olur her iş tamam.
OĞLU BESMELE ÖĞRENİNCE AZABI KALKAN BABA
Bir Kıssa: Oğlu Besmeleyi Öğrenince:
İsa Peygamber bir mezarlığın yanından geçerken ağla­maya başladı. Yanındakiler sordular:
— Ey Allah'ın Peygamberi, neden ağlıyorsun?
— Neden olacak, şu mezarlıktaki bir ölünün ruhlar âleminde çektiği azaba ağlıyorum.
— Neden azap çekiyor?
— Herhalde dünyada iken bir kısım günahlar işlemiş, Allah'ın emirlerine uymamış.
Hazret-i İsa, oradan uzaklaşarak, varacağı köye varıp vaaz ve nasihatlannı yaptıktan sonra, tekrar aynı yoldan köyüne döndü. Yine aynı mezarlığın yanına gelince arka­daşları İsa Peygamber'in ağlayacağını sandılar. Halbuki ağlamıyor, gülüyordu. Sordular:
— Ey Allah'ın Nebîsi, bu defa neden tebessüm edip, seviniyorsun?
— Geçen defaki adama yapılan azab kalkmış, güllük gülistanlık bir yerde zevk ü sefa içinde eğleniyor ondan.
— Neden azabı kalkmış acaba?
— Neden olacak, adamın dünyada bir çocuğu var. Şu sıralarda bir hocaya gidiyor, ondan din dersleri alıyor. Çocuk besmeleyi ezberledi. Rabbimiz de buyurdu ki:
"— Senin oğlun dünyada Benim ismimi ezberledi. Bes­meleyi öğrendi. Her zaman "Bismillah" demeye başladı.
Ben, böyle bir çocuğun babasına azap etmem. Haydi, çocuğunun dindarlığı hürmetine seni affediyorum."
Böylece çocuğu besmeleyi öğrendiği andan itibaren babasından azap kalktı.