İHLAS SURESİ OKUMAK, KURANIN ÜÇTE BİRİNİ, OKUMAYA DENKTİR
İhlas Suresinin Meali
İhlâs ne demektir? İhlâs diğer adıyla Kul hüvellahü ehad sûresinin mealini yazımızda okuyabilirsiniz...
İhlâs sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 4 âyettir. İsmini, İslâm dininin esasını teşkil eden tevhîd akîdesinin veciz bir ifadesi olan “İhlâs” sözünde alır. İhlâs, “dini hâlis yapmak, şirk bulaşıklarından temizlemek ve sadece Allah’a kulluk etmek” demektir. Surenin kaynaklarda tespit edilen yirmiden fazla ismi vardır. Yaygın isimlerinden biri قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌ (Kul hüvellahü ehad)dır. Ayrıca اَلصَّمَدُ (Samed), اَلتَّوْح۪يدُ (Tevhîd), اَلأسَاسُ (Esâs), اَلتَّجْر۪يدُ (Tecrîd), اَلنَّجَاةُ (Necât), اَلْوَلَايَةُ (Velâyet), اَلْمُقَشْقِشَةُ (Mukaşkışe), اَلْمُعَوِّذَةُ (Muavvize) isimleriyle de anılır. Mushaf tertîbine göre 112, iniş sırasına göre ise 22. sûredir.
İHLAS SURESİNİN MEALİ
İhlâs sûresi, 4 âyettir.De ki: O Allah birdir.
Her şey o Allah’a muhtaçken O hiçbir şeye muhtaç değildir.
O, doğurmamış ve doğmamıştır.
Hiçbir şey O’na denk değildir.
İHLAS SURESİNİN FAZİLETLERİ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolculuğa çıktığı zaman şöyle buyururdu: “Sizden herhangi bir kimse bir gecede Kur'an’ın üçte birini okumaktan aciz midir?” Ashabı Kiram (Radiyallahu Anhüm): “ Kur'an’ın üçte birini nasıl okuyabilir(iz)” diye sordular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kul hüvallahü Ehad üçte birine denktir.” (1)1- Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsafirin 259; Tirmizi, Fedailü’l-Kur'an 11; Nesai, İftitah, 27; Darimi, Fedailül
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sure Kur'an’ın üçte birine denktir.” (2)2- Buhari, Fedâilü’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsafirin 27; Ebu Davud, Vitr, 18; Tirmizi, Hâc, 95; Darimi, Fedailü’l-Kurân, 24; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/173, 3/8; İbni Mace, Edeb, 17
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza geldi ve: “Size Kur'an’ın üçte birini (200 sayfasını) okuyayım” buyurdu. Arkasında da “Kul Hüvallahü Ehad…” diyerek bütün sureyi bitirinceye kadar okudu. (3)3- Müslim, Müsafirin, 199HADİS: Ebu Saîd el-Hudri (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Bir adamın İhlâs suresini tekrar tekrar okuduğunu gördüm. Hemen ertesi gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e giderek durumu anlattım. Çünkü adam okuduğunu adeta azımsıyordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Kuvvet ve iradesi sayesinde yaşadığım Allah’a yemin ederim ki bu sure fazilet bakımından Kur'an’ın üçte birine denktir.“ (4)4- Buhari, Fedâilül-Kur’ân, 66/13; Malik, Muvatta’, 15/16
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber yürüyordum. Bir ara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)İhlâs suresini okuyan bir ses duydu ve “Vacip oldu” buyurdu. Ben:
-“Ne vacip oldu ey Allah’ın Resulü?” diye sorunca:
-“Cennet” buyurdu.
Bunun üzerine ben gidip okuyan adama müjdeyi vermek istedim, fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber yemek yeme fırsatını kaçıracağımdan korktum. Onun için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile yemek yemeyi tercih ettim. Daha sonra adamı aradım, fakat onu yerinde bulamadım, gitmişti. (5)5- Tirmizi, Sevâbül-Kur’ân, 11; Mâlik, Muvatta’, 15/17; Hâkim, Müstedrek, 1/566; Nesai, Amelül-Yevm, 702
Bir kimse fakirlikten ve geçim sıkıntısından Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e şikâyette bulundu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
-HADİS: “Evine girdiğin vakit kimse varsa, selam ver. Eğer kimse yoksa Benim üzerime selam (salâvat) getir ve bir defa İhlâs suresini oku” buyurdu. O kimse Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bu emirlerini yerine getirdi. Allah’u Teâlâ ona öyle bol rızık verdi ki, komşularına dağıtmaya başladı. (6)6- Kurtubî, Câmi’ul-Ahkâmil-Kur’ân, 20/224; Sehâvî, el-Kavlül-Bedî’, s.273
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kulları kendisini hamd etmeden önce, Allah’ın kendisini övdüğü ve methettiği Fatiha ve İhlâs sureleriyle şifa isteyiniz.” (7)7- Suyûtî, Câmi’ussağir, 1/490, no.977
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Yanını yatağa koyduğunda, Fatiha-i Şerife’yi ve İhlâs-ı Şerif’i okursan, muhakkak ki ölüm hariç (böcekler, hırsızlar ve eziyet veren) her şeyden kurtuldun." (8)8- Münzirî, Tergîb ve Terhîb, 1/416
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim İhlâs suresini namazda veya namaz dışında okursa, Allah ona cehennem beraatı verir.” (9)9- Suyûtî, el-İtkân, 2/339
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Bir adam:
-“Vallahi ben doğrusu İhlâs suresini gerçekten seviyorum!” dediğinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
-“Onu sevmen seni Cennet’e sokmuştur.” buyurdu. (10)10- Dârimi, Fedâilü’l-Kur’ân, 24, no.3438
HADİS: Hazreti Aişe (Radiyallahu Anhâ) anlatıyor: “Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) askeri bir birliğin başına bir adamı komutan yapmıştı. Bu zat arkadaşlarına namaz kıldırırken, her seferinde kıraatini İhlâs suresi ile tamamlıyordu. Döndükleri zaman durumu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e söylediler. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de:
-“Sorun ona niçin öyle yapıyormuş?” buyurunca, o:
-“İhlâs suresi, Allah’u Teâlâ’nın sıfatlarını kendinde toplamıştır. Ben onu okumayı çok seviyorum!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
–“Ona haber verin, Allah’u Teâlâ da onu seviyor.” (11)11- Buhârî, Ezân, 106 Tevhid, 1;Müslim, Salât, 263; Nesâî, İftitah, 69
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Enes bin malik (Radiyallahu Anh) anlatıyor: Ensar’dan bir adam vardır. Ku’ba mescidinde imamlık yapardı. Okuyabileceği bir sureyi namazda onlara okuyacağında İhlâs suresi ile başlar sonra başka bir sure okur ve her rekâtta aynen böyle yapardı. Arkadaşları kendisiyle konuştular ve şöyle dediler:
-“Sen bir sureyi okuyor, onu yeterli görmeyip başka bir sure daha okuyorsun. Ya daima bu sureyi oku veya diğerlerini oku (yani aynı rekâtta ikisini birden okuma)!”
Ensar’dan olan bu kimse dedi ki:
-“Ben bu İhlâs suresini okumayı bırakacak değilim. Size bu sure ile namaz kıldırmamı isterseniz yaparım istemiyorsanız imamlığı bırakırım.” dedi. Cemaat onu aralarında en faziletli kimse biliyorlardı, başkasını imamlık yapmasına gönülleri razı olmadı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)kendilerine uğrayınca durumu O’na haber verdiler. Bunun üzerine (imamı çağırarak):
-“Ey filan dedi; cemaatin söylediğinden seni alıkoyan ve her rekâtta bu sureyi okumaya seni yönelten sebep nedir?” buyurdu. O kimse de:
-“Ey Allah’ın Resulü! Ben bu sureyi seviyorum”, deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu müjdeyi verdi:
-“Bu sureyi sevmen, cennete girmene sebep olacaktır.” (12)12- Tirmizi, Fedâilu’l-Kur’ân, 11; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 24v
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Ebu Ümame el-Bahili (Radiyallahu Anh) diyor ki: Cebrail (Aleyhisselam) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e Tebük’te geldi:
-“Ya Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)! Muaviye el-Müzeni’nin cenazesine yetiş (namazını kıl, o Medine’de vefat etmiştir)", dedi.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazını kılmak için) çıktı. Cebrail (Aleyhisselam) da yetmiş bin melek ile indi. Sağ kanadını dağlar üzerine koydu da onlar eğildiler. Sol kanadını da yerler üzerine koydu da onlar düzeldiler. Öyle ki, Mekke ve Medine’yi gördü. Böylece Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cebrail (Aleyhisselam) ve melekler namazını kıldı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı bitirince sordu:
-“Ya Cebrail! Muaviye hangi şeyle bu dereceye ulaştı?” Cebrail (Aleyhisselam) şöyle cevap verdi:
-“İhlâs suresini ayakta, süvari ve yaya yürürken okumakla!” (13)13- İbni Sunnî, Sahîh, 179
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim öleceği hastalığında İhlâs suresini okursa:
(1) O kişi kabirde sual görmez.
(2) Kabir sıkıntısından (ve azabından) kurtulur.
(3) Kıyamet gününde melekler onu elleri üzerinde taşır, hatta bu şekilde sıratı geçer ve cennete girer.” (14)14- Suyutî, El-Tikân, 2/339
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Üç şey vardır ki, her kim (kıyamet gününde) imanla beraber onları getirirse, cennetin kapılarından dilediğinden girer ve hurilerden istediği ile evlendirilir. (Bunlar:)
(1) Katilini (bir yakınını öldüreni) affeden,
(2) (Allah’u Teâlâ’dan başka kimsenin bilmediği) gizli borcu ödeyen,
(3) Her farz namazın arkasından on kere İhlâs suresini okuyandır.” (15)15- Ali, el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 15/810, no.43220; Suyûtî, Câmi’ussağir,
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim farz namazının arkasından on kere İhlâs suresini okursa, muhakkak ki Allah’u Teâlâ o kişiye rızasını ve mağfiretini vacip kılar.”(16)
16- Gümüşhanevi, Râmuzu’l-Ehâdîs, no.5468
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
–“Kim -Kul hüvallahü Ehad- suresini tamamlayıncaya kadar 10 defa okuyacak olursa, Allah ona cennette bir köşk bina eder. Her kim yirmi defa okursa, bu sebeple Cennette onun için iki köşk yapılır. Kim de onu otuz defa okursa, bundan dolayı Cennet’te onun için otuz köşk yapılır!”
Bunun üzerine Hazreti Ömer (Radiyallahu Anh):
-“O halde ey Allah’ın Resulü! Biz de çok okuruz” deyince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
-“Allah’ın mükâfatı (gücü ve cenneti) daha geniştir." (17)17- Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/437; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 24
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim günahlardan sakınmak şartıyla sabah namazından sonra 12 defa İhlâs Suresini okursa, Kur'an’ı dört defa okumuş gibi sevap kazanır ve yeryüzü halkının en faziletlisi olur!"(18)18- Taberânî, Mu’cemüss-sağir, 111
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim her gün elli defa İhlâs Suresini okursa kıyamet gününde kabrinden şöyle çağrılır: “Kalk! Ey Allah’ı öven zat, Cennete gir!"(19)
19- Taberânî, Mu’cemüss-sağir, 781
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim İhlâs suresini elli defa okursa, Allah ona elli yılın günahlarını bağışlar!”(20)
20- Dârimi, Fedâilü’l-Kur’ân, 24, no.3441
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim sabah namazını kıldıktan sonra, kimseyle konuşmadan 100 kere İhlâs suresini okursa, her ihlâs suresini okuyuşunda bir senelik günahı affolunur.”(21)21- Heysemi, Mecme’uzzevâid, 10/112
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Kim ki, İhlâs suresini yüz defa okur da şu dört şeyden de sakınırsa, Allah onun elli senelik günahını bağışlar. Bunlar, Adam öldürme, Haksız yere başkasının malını zimmetine geçirme, Zina etme, İçki içme.”(22)22- Suyuti, Câmiussağir, 6/202, no.8950; Beyhakî, Şü’abül-İmân
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Namaz içinde veya dışında 100 kere İhlâs suresini okuyan kişiye cehennemden berat verilir.”(23)23- Zebidi, İthaf, 3/294
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim uyumak istediğinde sağ tarafına yatar da, 100 kere İhlâs suresini okursa, kıyamet günü olduğunda, Rab Teâlâ ona: -Ey Kulum! Sağ tarafından cennete gir- buyurur” (24)24- Tirmizi, Fedailül-Kur'an, 11; Darimi, Fedailül-Kur'an, 27
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim sabah namazını cemaatle kılar da, namaz kıldığı yerde oturup, 100 kere İhlâsı Şerif’i okursa, Allah’u Teâlâ onunla kendisi arasındaki Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceği günahları affeder.” (25)25- Ali el-Müttaki, Kenzü’l-Ummal,2/152 no.3548
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim İhlâs suresini her gün 200 kere okursa elli senelik günahı silinir. Ancak üzerindeki kul borcu bunun dışındadır.” (26)26- Tirmizi, Fedailül-Kur'an, 11
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim (günde) 1.000 kere İhlâs suresini okursa, canını Allah’ü Teâlâ’dan satın almış olur (cehennemden kurtarır).”(27)27- Gümüşhanevi, Ramuzul-Ehadis, 438,5467
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
HADİS: Rivayet Edildi ki:
Kabristanın önünden geçen bir kişi, 11 kere İhlâs suresini okuyup orada yatan Müslümanların ruhuna bağışlarsa, orada yatan ölülerin sayısı kadar sevap alır.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Bir yolculuğa çıkmak isteyen kimse, evinin kapısını çekip ayrılınca 11 defa İhlâs suresini okursa, o dönünceye kadar Allah onu ve ailesini muhafaza eder.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Bir kimse İhlâs suresini abdestli olarak okumaya devam ederse, Allah’u Teâlâ o kimseye ölüm halini ve kabir sualini kolaylaştırır, kıyametin dehşetinden ve mahşer yerinin susuzluğundan bu sure hürmetine o kimseyi korur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
100 defa okuyan, kâmil bir iman’a ere. 10 defa okuyan kimsenin amel defterine günah yazılmaz. 1.000 defa okuyanın vücudu kabirde çürümez. 10.000 defa okuyan, her murada ulaşır.
Maddi ve manevi bir sıkıntısı olan, bu sureyi okuyup dua ederse, Allah’ın yardımıyla sıkıntılardan kurtulur.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Enes bin Mâlik radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Her birinizin, her gece bir «Kul hüvallâhu ehad» okumasına engel olan şey nedir? Çünkü o, bütün Kur’ân’a muâdildir (denktir).” (Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân, 11)
Ubey radıyallâhu anh da Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“Kim «Kul hüvellahu ehad» sûresini okursa, Kur’ân’ın üçte birini okumuş gibi olur ve ona, Allâh’a şirk koşan ve Allâh’a îman edenlerin sayısı kadar on misli ecir (sevap, mükâfât) verilir.” (Buhârî, Îman, 3 Fedâilu’l-Kur’ân, 13; Müslim, Müsâfirîn, 259-261; Ebû Davud, Vitr, 18, Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân, 10; Nesâî, İftitah, 69, İbn-i Mâce, Edeb, 52)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Sehl bin Sa’d radıyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre bir adam, Peygamber Efendimiz’e geldi ve O’na fakirlikten şikâyet etti. Bunun üzerine Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem:
“-Evine girdiğin zaman eğer orada bir kimse varsa, ona selâm ver. Eğer hiç kimse yoksa, kendine selâm ver ve bir defa «Kul hüvallâhu ehad» sûresini oku!” buyurdu.[1]
Adam bunu yaptı ve Cenâb-ı Hak, onun rızkını, komşularına bile bol bol verecek kadar çoğalttı.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Enes radıyallâu anh’dan rivayet edilmiştir ki: Bir adam bütün namazlarında «Kul hüvallâhu ehad» sûresini okuyordu. Durum Peygamber Efendimize bildirildi. Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem adamı çağırarak bunun sebebini sordu. O kimse de:
“-Ey Allâh’ın Rasûlü! Ben bu sûreyi çok seviyorum.” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
“-Senin onu sevmen, seni cennete sokar.” buyurdu. (Tirmizî, Fezâilu’l-Kur’ân, 11)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Abdullah ibni Ömer radıyallâu anh’tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:
“-Rasûlullah’ı bir ay boyunca takip ettim. Sabah namazının sünnetinde Kâfirûn ve İhlâs sûrelerini okuyordu.” (Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 14; Tirmizî, Salât, 308; Ebû Dâvud, Salât-ı Tatavvu, 2)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Câbir radıyallâu anh’tan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah, Kâfirûn ve İhlâs sûresini iki rekât tavaf namazında okurdu.” (Müslim, Hacc, 19)
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu da rivayet edilir:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
“Kim uyumak istediğinde yatağı üzeirnde sağ yanına yatar, sonra İhlâs sûresini yüz kere okursa, kıyamet günü Rabbi ona şöyle diyecektir:
«Ey kulum! Sağından cennete giriver.»” (Tirmizî, Fedâilu’l-Kur’ân, 11; Dârimî, Fedâilu’l-Kur’ân, 27)
Sözlükte “arınmak, saflaşmak, kurtulmak” mânasındaki hulûs / halâs kökünden türetilmiş olup “bir şeyi, içine karışmış ve değerini düşürmüş olan başka şeylerden temizleyip arındırmak, saflaştırmak” anlamına gelen ihlâs kelimesi, terim olarak “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” demektir. İslâmî literatürde ihlâs daha geniş olarak şirk ve riyadan, bâtıl inançlardan, kötü duygulardan, çıkar hesaplarından ve genel mânada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızâsını gözetmeyi ifade eder (Râgıb el-İsfahânî, Müfredât, “ḫlṣ” md.; Lisânü’l-ʿArab, “ḫlṣ” md.; Gazzâlî, IV, 379-380). Fudayl b. İyâz’a, “İnsanların hatırı için ameli terketmek riya, onları memnun etmek için amel etmek şirk, bu iki durumdan kurtulmak ihlâstır” şeklinde bir söz isnat edilmekle birlikte (et-Taʿrîfât, “el-İḫlâṣ” md.)
riya genellikle “sırf Allah rızâsı için yapılması gereken amele gösteriş katmak” anlamında kullanılır.Kur’ân-ı Kerîm’de hulûs kökünden çeşitli kelimeler hem sözlük hem terim anlamında yer almaktadır. On yerde geçen “muhlisîne lehü’d-dîn” ifadesindeki ihlâs kavramı “yalnızca Allah’a yönelip O’na kulluk etme, O’na güvenip O’ndan dilekte bulunma, sadece Allah’ın dinini tanıyıp din konusunda kendini Allah’a adama, tevhid inancının saflığını bâtıl itikadlarla zedelemekten sakınma, saf dindarlık” şeklinde hem şirke hem riyaya zıt bir anlam taşır (el-A‘râf 7/29; el-Beyyine 98/5; krş. Şevkânî, II, 227; V, 559).
Yine Kur’an’daki “ibâdullāhi’l-muhlasîn” ifadesi, “Allah’ın yardımına mazhar olup hâlis dindarlığa ve hidayete ulaştırılmış kullar” mânasına gelmektedir (Taberî, XIV, 33)
. Fahreddin er-Râzî, bu ifadenin geçtiği Hicr sûresinin 40. âyetini açıklarken ihlâsın “bir şeyi karışımdan temizleyip saf hale getirmek” şeklindeki sözlük anlamını hatırlattıktan sonra insanın bir ameli ya sırf Allah için ya da Allah’tan başka biri için veya her iki amacı birlikte gözeterek yapacağını, sonuncu durumda ya Allah rızâsını veya başkasını memnun etmeyi öne alacağını belirtmekte, bunlardan sadece birinci amelin makbul olduğunu, ameline gösteriş karıştırmakla birlikte Allah rızâsını önde tutanların da ihlâslı kimselerden sayılmasının umulduğunu söylemektedir (Mefâtîḥu’l-ġayb, XIX, 188-189).
Âyetlerde bildirildiğine göre şeytan ihlâslı kişilere zarar veremeyeceğini itiraf etmiştir (el-Hicr 15/40; Sâd 38/83). Bu sebeple Kur’an’da ihlâs peygamberlerin başlıca niteliklerinden sayılmıştır (meselâ bk. Yûsuf 12/24; Meryem 19/51; Sâd 38/45-46).
Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’in 112. sûresine dinin temel ilkesi olan tevhidi en hâlis, en güzel şekilde dile getirdiği için İhlâs adı verilmiştir.
İhlâs kavramı hadislerde de dinî ve ahlâkî bir fazilet olarak sık sık geçmektedir (bk. Wensinck, el-Muʿcem, “ḫlṣ” md.). Çeşitli vesilelerle Allah rızâsı için ihlâsla amel etmenin önemini ve faziletini vurgulayan
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ:
Hz. Peygamber (meselâ bk. Müsned, III, 225; IV, 80, 82; V, 183; İbn Mâce, “Menâsik”, 76; Tirmizî, “ʿİlim”, 7) duada ihlâslı olmayı öğütlemiş (Ebû Dâvûd, “Cenâʾiz”, 56), ihlâslı bir kalple iman etmiş kişinin âhiret kurtuluşuna ereceğini müjdelemiş (Müsned, V, 147), kendisi de, “Yâ rabbi! Beni sana karşı ihlâslı bir kul yap” şeklinde dua etmiştir (a.g.e., IV, 369; Ebû Dâvûd, “Vitir”, 25).
Fıkıh kitaplarında ibadetlerin abdest, niyet, tekbir, kıraat gibi zâhirî şartları yanında bir de huşû, hudû ve ihlâs kavramıyla ifade edilen bâtınî şartlarının bulunduğu, meselâ abdestsiz kılınan namaz geçerli sayılmayacağı gibi ihlâssız eda edilen ibadetin de makbul olmadığı belirtilmekle birlikte bu konu daha çok tasavvuf ve ahlâk kaynaklarında ele alınmıştır (meselâ bk. Hâris el-Muhâsibî, s. 156-169, 193-202; Kuşeyrî, s. 443-447; Gazzâlî, IV, 376-386). Sûfîlere göre ihlâs kulun bütün amellerini sadece Hak için ifa etmesi, halkın değerlendirmesini kesinlikle dikkate almamasıdır. Sûfîler kulun yaptığı amel ve ibadetleri yok sayması, bunlara bakıp da kendini beğenmemesi lâzım geldiğini özellikle belirtmişlerdir. Bunu sağlamak için amel ve ibadetleri halktan ve nefisten korumak gerekir. Sadece ibadet türünden olan davranışlarda değil dünya işlerinde de ihlâs aranır. İhlâsın anlamını derinleştiren mutasavvıflar kulun işlediği iyi amellerin Hakk’ın bir lutfu olduğunu söylemişler, bunları kendisinden bilmesini, hatta karşılığında sevap istemesini ihlâs eksikliğine bağlayarak tasavvufî edebe aykırı bulmuşlardır. Zünnûn el-Mısrî’ye göre hayırlı işlerinden dolayı övülme ile yerilmenin eşit olması, işlenen amellerin unutulması ve sevap almayı gerektirdiğinin düşünülmemesi kişinin ihlâslı oluşunun alâmetleridir. Her şeyin fâili olarak Hakk’ı gören sûfî amel ve ibadetlerinin sahibi olarak kendini göremez (Kuşeyrî, s. 445). Yalnızlığı sevmek ve kimsenin görmediği yerlerde ibadet etmek de ihlâslı olmayı sağlar (Serrâc, s. 290).
Sûfîlere göre ibadetin ruhu ihlâstır. İhlâssız amelin de amelsiz ihlâsın da kula bir faydası yoktur; bununla beraber ihlâssız amel amelsiz ihlâstan daha kötüdür. Çünkü her şeye değer kazandıran ihlâstır. Çok ibadetle değil ibadetteki ihlâsla kurtuluşa erileceğini söyleyen sûfîler insanın ihlâslı ve samimi olmasını, ancak ihlâslı olduğunu iddia etmemesini bir ilke olarak benimsemişlerdir. Ebû Bekir ed-Dekkāk, ihlâslı olduğu kanaatini taşımanın ihlâs eksikliğinden kaynaklandığını söyler. Allah bir kulunun ihlâsını makbul kılmak istediği zaman onun ihlâsını görmesine engel olur; o zaman kul “muhlis” değil Kur’an’daki tabiriyle (Meryem 19/51) “muhlas” olur (Kuşeyrî, s. 445). Muhlis kendi iradesi ve gayretiyle ihlâsa kavuşan, muhlas ise Allah tarafından kendisine ihlâs bağışlanan kimsedir. İhlâs konusundaki fikirleriyle tanınan Yûsuf b. Hüseyin er-Râzî dünyada en değerli şeyin ihlâs olduğunu, fakat kendisinin, gönlünden riyayı söküp atmak için bütün gücüyle çalıştığı halde riyanın kalbinde başka bir renkle yeniden yeşerdiğini söyleyerek her durumda ihlâslı kalmanın zorluğuna işaret eder (a.g.e., s. 440).Doğruluğun özel bir şekli olarak görülen ve bazan niyet anlamında kullanılan ihlâs insanın ruhunda son derece gizli bir niteliktir, hatta o bir sırdır. Nitekim kutsî bir hadiste “İhlâs sırlarımdan bir sırdır, onu sevdiğim kulumun kalbine tevdi ederim” buyrulduğu söylenir (a.g.e., s. 444). Cüneyd-i Bağdâdî’ye göre ihlâs o kadar gizlidir ki melek onu bilmediği için sevap hanesine yazmaz, şeytan bilmediği için bozamaz, nefis bilmediği için şımarmaz (Serrâc, s. 290; Kuşeyrî, s. 446). Böyle olunca başkaları bir yana ihlâslı olduğunu kişinin kendisi bile kesin olarak bilemez, onun için de nefsini daima denetim altında tutması gerekir. Tasavvuf kaynaklarında ihlâsla feyiz ve ilham arasında bir ilgi kurulduğu görülmektedir. Kırk gün ihlâslı olmayı başaran bir kulun kalbinden fışkıran hikmetlerin dilinden döküleceği inancı (a.g.e., s. 447) bu ilgiyi göstermektedir.
Irak sûfîleriyle Horasan Melâmetîleri’nin ihlâs ve riya konusundaki görüşlerinin farklı olduğu belirtilir. Sühreverdî, Irak sûfîlerinin bu konuda melâmet ehlinden daha üstün kabul edildiğini söyler. Ona göre Melâmetîler, amellerini ve tasavvufî hallerini halktan saklamışlarsa da nefislerinden saklayamamışlardır. Amelini halktan ve nefisten koruduğu için muhlas diye nitelenen sûfîler, amelini sadece halktan korudukları için muhlis diye nitelenen Melâmetîler’den üstündür. Sûfî Hakk’ın iradesiyle, Melâmetî ise kendi iradesiyle ihlâs mertebesine ermiştir (ʿAvârifü’l-maʿârif, I, 92). İhlâs ve riya konusunda melâmet ehliyle diğer mutasavvıflar sürekli olarak birbirlerini eleştirmişlerdir.